Bu yazı, yarına atılmış bir işaret fişeği olsun!

100 yılda 100 bin baraj inşa eden Amerikalılar milyonlarca dolar harcayarak barajları sökerken Türkiye 1071 yeni gölet yapma kararı aldı…

Yusuf Yavuz

Tarih, 30 Eylül 1935. Yer ABD.

Dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, Colorado nehri üzerinde inşa edilen barajın açılışında konuşuyor:

“Bu sabah geldim gördüm ve fethedildim. İnsanoğlunun bu büyük başarısını ilk kez gören herkes gibi. On yıl önce toplandığımız bu alan, insansız, korkutucu bir çöldü. Dik duvarları 300 metreden yüksek kasvetli kanyonun dibinde vahşi, tehlikeli bir nehir akıyordu. Dünyanın en büyük barajının inşasını kutlamak için buradayız. Nehrin tabanından 25 metre yükseliyor ve tüm bölgenin coğrafyasını değiştiriyor. Dar görüşlü olanlar dışında tüm ABD vatandaşları bu başarıdan gurur duyuyor. Bu büyük baraj evrensel olarak kabul görüyor. Bu, en üst düzeyde bir mühendislik zaferi. Amerikan becerisi, yeteneği ve azminin yeni bir başarısı… Colarado nehrinin kudretli suları boşa akarak denize ulaşıyordu. Artık onları büyük bir ulusal varlığa dönüştürüyoruz.”

Başkan Roosevelt’in “su boşa akıyor” propagandasını dillendirdiği dönemden yaklaşık 75 yıl sonra, 2010’lara gelindiğinde Türkiye’de neredeyse aynı cümlelerle ve benzeri biçimde bir propaganda en üst düzey devlet adamlarının diliyle dolaşıma sokuldu…

En başta bugün Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, ardından da sırasıyla Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu olmak üzere neredeyse eline mikrofonu alan her devlet adamı, çeşitli vesilelerle katıldıkları baraj ya da HES’lerin açılış, temel atma vs törenlerinde bıkıp usanmadan “su boşa akıyor” cümlelerini yinelediler…

Tarih, 26 Şubat 2013. Yer Artvin. Yusufeli ilçesinde, Çoruh Nehri üzerinde inşa edilen Yusufeli Barajı’nın temel atma töreni…

‘ÇORUH NEHRİNE BİR GERDANLIK TAKILIYOR’

Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik konuşuyor:

“Yusufeli için tarihi bir gün. Çoruh nehrine bir gerdanlık daha takılıyor. Sular aksın Türk baksın anlayışı doğru değil. Onun için bu gerdanlıklar yapılmalı…”

‘ÇORUH’TA DAHA ÖNCE BARAJ YOKTU, ÇILGINCA AKIYORDU’

Aynı törende Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu konuşuyor:

“Geçmişte su akmış biz bakmışız. Çoruh’da daha önce baraj ve HES yoktu ve çılgınca akıyordu. Çoruh üzerine Muratlı barajı ve HES projesini yaptık. Yusufeli Barajı Türkiye’de ilk, dünyada ise 3’üncü sırada.”

‘BİZ KAYSERİ’YE DENİZİ GETİRDİK’

Tarih 14 Ocak 2016. Yer Ankara Arena. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın düzenlediği 99 tesisin açılışı töreninde konuşuyor:

Türkiye özellikle 2003 yılından beri gerçekleştirdiği çok büyük yatırımlara rağmen 180 milyar kilovatsaat olarak hesaplanan hidroelektrik potansiyelinin ancak 91 milyar kilovatsaatini, yani yarısını kullanabilmiştir. Bu oran Amerika’da yüzde 86, Japonya’da yüzde 78, Norveç’te yüzde 72’dir. Peki siz bu ülkelerde HES yatırımlarından vazgeçilmesi için eylem yapıldığını duydunuz mu, gördünüz mü? Bu yatırımları yapan iş adamlarının hedef alındığını duydunuz mu? Elbette göremezsiniz, duyamazsınız… Biz Kayseri’ye denizi getirdik. Neyle? Yamula Barajı’yla getirdik. Lafla olmuyor bu işler.”

ABD’DE 100 BİN BARAJ İNŞA EDİLDİ

Bir zamanlar Demokrat Parti döneminde kendisine ‘Küçük Amerika’ rolünü uygun gören Türkiye’nin pek çok konuda model aldığı ABD’de, 1800’lerin sonundan itibaren başlayan ‘baraj çağı’, 1900’lerin başlarında adeta çılgınlığa dönüştü. 2000’lere gelindiğinde ABD’de inşa edilen büyüklü küçüklü barajların sayısı 100 bin civarındaydı.

Bu, neredeyse hareket eden her suya ateş edilmesi anlamına geliyordu. Tıpkı son 13 yıldır Türkiye’de de olduğu gibi…

AMERİKALILAR ON BİNLERCE BARAJI SÖKMENİN DERDİNE DÜŞTÜ

Ancak politikacıların ve belirli yatırımcı grupların işbirliğiyle topluma dayatılan dev baraj projeleri, ABD’ye çok büyük ekolojik ve ekonomik maliyetler getirmesinin yanında bugün ortadan nasıl kaldırılacağına ilişkin arayışlara da konu olmuş durumda. Amerikalılar, yüz yıldır ülkenin her yanında inşa ettikleri on binlerce barajı ortadan kaldırmanın derdinde…

NEHİRLER DOĞAL OLARAK AKTIĞINDA DAHA ÇOK YARAR SAĞLIYOR

Çünkü nehirlerin doğal olarak varlığını sürdürlemerinin, daha fazla ekolojik ve ekonomik yarar sağladığını çok acı tecrübelerle öğrenmiş durumdalar. Tıpkı bir insanın bedeninde özgürce dolaşan kanın canlılığın devamını sağlaması gibi, suyun da vadilerde özgürce dolaşmasının yeryüzünü canlı kıldığını yaşayarak öğrenen Amerikan toplumunda 20 yıl önce radikal bir fikir gibi görülen barajların yıkılması düşüncesi, bugün hayata geçmiş durumda.

ABD YÜZLERCE BARAJI YIKTI, YENİLERİ SIRADA

Amerikalılar son 5 yılda yüzlerce barajı yıkarak, bu barajların üzerinde inşa edildiği nehirleri rehabilite etmek için milyon dolarlık devasa projeler yürütüyorlar. Öyle ki, nehirleri rehabilite etmek için pek çok vakıf ve sivil toplum örgütü kurulmuş. Bu kuruluşlardan biri de ‘Amerikan Nehirleri’ adlı örgüt. Amerika’daki nehirlerin üzerindeki barajların kaldırılması ve doğal hayatın tekrar eski haline dönüştürülebilmesi için yürütülen çalışmalarla ilgili ayrıntılar, kuruluşun resmi sayfasında yayınlanıyor: (http://www.americanrivers.org/)

Amerika’da barajların yarattığı maliyetlerle ilgili yaşayan tartışmalar yalnızca bunlarla sınırlı değil…

BARAJ ÇILGINLIĞINI ANLATAN ÇARPICI BELGESEL: ‘DAMNATİON’

Ülkedeki baraj çılgınlığını ele alan ‘Damnation’ adlı belgesel film, Amerikalıların barajlarla imtihanını anlatan oldukça çarğıcı bir içeriğe sahip. 2014 ABD yapımı olan Damnation filminin yapımcılığını su altı fotoğrafçılığı kökenli Matt Stoecker üstlenirken, Yönetmenliğini ise Travis Rummel ile senaryo yazarı da olan Ben Knıght birlikte üstlenmişler.

‘JEFFERSON’DAN BERİ HER GÜN BİR BARAJ İNŞA ETTİK’

Colorado nehri kıyısında kızılderililerin son somon  ayinlerinden birine ait görüntü.png

Damnation belgeselinde görüşlerine yer verilen Eski ABD İç İşleri Bakanı Bruce Babbit, “ABD’de 90 metreden yükse 75 bin baraj var. Bu Thomas Jefferson’un ABD Başkanı olduğu zamandan beri günde bir baraj inşa etmek demek” itirafında bulunuyor.

EDİSON’UN AMPÜLÜ BULMASIYLA BAŞLAYAN ÇILGINLIĞIN SONU

Amerika’daki eski toplulukların çoğunun nehir kıyılarında kurulduğunu anlatan filmde, ülkedeki baraj çılgınlığının tarihsel süreci şöyle özetleniyor: “Barajlar nehrin yönünü değiştirmek, çarklara su taşımak, makineleri çalıştırmak için inşa edildi. Edison ampulü icat ettiğinde Niagara Şelalesinin ABD tarafından ilk hidroelektrik enerjisi üretiliyordu. Bir ara ülkede kullanılan elektriğin yarısı hidroenerjiden elde ediliyordu. Amerika’nın elektriğe bağımlılığı arttıkça yeni barajlar çok hızlı inşa edildi ve mühendislik teknolojileri buna yetişmekte zorlandı. ABD tarihindeki en büyük felaketlerden biri 1889’da Pensilvanya’daki South Frok Barajı’nın hiçbir uyarı vermeden arızalandığında gerçekleşti. Johnstown kentine 20 milyon ton su doldu ve 2 bin 200 kişi öldü. Bu selden hala doğal bir felaket olarak söz ediliyor. Ama bir nehri, kötü inşa edilmiş bir duvarın arkasına hapsetmenin doğal hiçbir tarafı yok. 

Yıkılan barajların altından devasa çamur  birikintileri çıkıyor.png

KENTLEŞMEYİ DESTEKLEMEK İÇİN KAYNAKLAR KÖTÜYE KULLANILDI

1800’lerin sonunda, hükümet ülkedeki tüm önemli balık yataklarının tehlikede olduğunu fark etmeye başladı ve zor bir kararla karşı karşıya kaldı. Ya avlanma, kirlilik ve barajların yabani balıklar üzerindeki etkisi, düzenleme altına alınacaktı ya da doğanın yerine bilim getirilerek kayıp azaltılacaktı. Cevap; ‘Ulusal Balık Üretme Sistemi’ oldu. 1902’de küçük aile çiftliklerini destekleyecek sulama projeleri geliştirerek Batıya yerleşimi teşvik etmek amacıyla ‘Arazi Islahı Yasası’ Kongre tarafından kabul edildi. Bu iyi niyetli hedef, ‘Arazi Islah Bürosu’na dönüştü.  Büro, dar görüşlü projeleriyle sürdürülebilir olmayan çöl tarımını ve yaygınlaşan kentleşmeyi desteklemek için, saçma miktarlarda suyun taşınması ve toplanmasıyla kaynakları sürekli kötüye kullanmayı başladı. Colombia nehri üzerindeki Celilo Şelalesi çevresinde yaşayan Kızılderililer için somun, İsa’nın kanı ve bedeni olan ekmek ve şarap kadar kutsaldı. Barajları bu şekilde çalıştırmak onların kültürünü ve manevi değerlerini yok etti.”

‘BABAM, HADİ OĞLUM GİDELİM, BALIKLAR GELİYOR DERDİ…’

b7f62060f8a7ac6a655b6421691b2318.jpg

Colombia nehri kıyısında yaşayan Nez Perce adlı Kızılderili kabilesine mensup yaşlılardan biri olan Elmer Crow, belgeselde nehirle kurdukları ilişkiyi şöyle anlatıyor:

Babam beni uyandırdığında henüz karanlık olurdu. ‘Hadi oğlum, gidelim, balıklar geliyor’ derdi. Beni çadırın dışına çıkarır ve ‘dinle’ derdi. Binlerce insan suya kürekle vuruyor gibi bir ses gelirdi. Somunlar nehirden yukarı çıkıyordu. Hangi kabileden olduğunuz önemli değildi. Yakama, Nez, Perce, Umatilla, Cayusa ya da bir başkası; önemli değildi. Siz de bir parçasıydınız. Suyun buharı ve gürültüsü… Şimdi bile duyabiliyorum. Hafızamdaki güzel şeylerden biri bu. Onu düşündüğümde gerçekten duyabiliyorum.

Kızılderili kabileleri nehir kıyılarında  yaşıyordu.png

99 YILDIR TEK SOMON GÖRÜLMEYEN ELWHA NEHRİ ÖZGÜR AKIYOR

Amerikalılar nehirleri üzerinde inşa ettikleri dev barajlardan enerji açlığı çeken endüstri devriminin iştahını besledi ancak başta beslenme açısından son derece önemli olan somon yatakları olmak üzere doğal hayatı neredeyse kuruttu. Barajların inşası sırasında yapılan balık merdivenleri ve asansörler ise sorunu çözmedi. Son bir kaç yıldır ortadan kaldırmak için uğraştıkları barajlardan biri olan Washigngton yakınlarındaki Elwha barajının kaldırılmasının ardından, 99 yıldır nehir yatağında tek bir tanesi bile görülmeyen somonların, Elwha’nın kollarında yeniden yüzmeye başlaması büyük sevinçle karşılanıyor.

ÜÇ BARAJI SATIN ALAN VAKIF ÜÇÜNÜ DE YIKTI

Damnation belgeseli, 2010 yılında Penobscot Nehri Restorasyon Vakfının 24 milyon dolar para toplayarak, nehir üzerindeki üç barajı enerji şirketinden satın alarak üçünü de yıktığını anlatıyor. Kaldırılan barajların rezervuarlarının altından devasa çamur yığınları, anıtsal nitelikte kesilmiş ağaç köklerinden oluşan ‘kütük ormanları’ çıkıyor. Restore edilen nehir havzaları, iki üç yıl içinde kendini toparlıyor, doğa eski haline dönmeye başlıyor.

HER ŞEY BARAJLARA DEV ÇATLAKLAR ÇİZİLMESİYLE BAŞLADI

her şey barajlar üzerine çizine dev çatlaklarla  başladı.png

Bir kaç yıl öncesine kadar Amerikan toplumunda ‘saçma’ olarak görülen barajların yıkılması fikri, bugün heyecanla karşılanan bir gerekliliğe dönüşmüş durumda. Ülkenin dev barajlarının üzerine kocaman çatlaklar ve ‘buradan kesiniz’ simgesi makaslar çizen aktivistlerin sıradışı öyküleri, Amerika’daki baraj çağının sona erdiğine işaret ediyor.

Yıkılan barajların altından çıkan kesilmiş  ormanlar.png

Yıkılan barajların altından devasa çamur  birikintileri çıkıyor.png

Yıkılan barajlardan biri.png

AMERİKALILAR YIKARKEN, TÜRKLER ÇILGINCA BARAJ YAPIYOR

Ancak her konuda kendisine Amerika’yı örnek alan Türkiye’de, kalkınma ve büyüme masalıyla uyutulan kitlelerin histerik alkışları eşliğinde ülkenin neredeyse bütün su havzalarını dolaşımsız bırakan baraj, HES ve gölet projeleri akıl almaz bir ‘ben yaptım oldu’culukla sürüp gidiyor.

Anadolu coğrafyasının biyolojik, kültürel ve tarihi zenginliğinin en önemli kaynağı olan vadilerin canını çıkaran plansız, bilim ve akıldan uzak projelerin biri bitmeden onlarcası başlıyor. Bu satırların yazıldığı sırada Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin nasıl bir melanetin içine hızla sürüklendiğini göstermesi bakımından oldukça çarpıcıydı…

BAKAN EROĞLU: ‘2019’A KADAR 1071 GÖLET YAPACAĞIZ’

Bakan Eroğlu, geçtiğimiz yıllarda dünyada örneği olmadığını öne sürdüğü 1001 göleti ülke genelinde hizmete aldıklarını belirterek, ‘GÖL-SU Projesi’ adını verdiği yeni bir girişimi müjdeliyordu: “Bu proje ile de 2019 yılına kadar toplam 1071 adet gölet ve sulamasını vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız.”

BU YAZI BİR İŞARET FİŞEĞİ OLSUN…

Amerikalılar baraj çağının yaralarını sarmaya çalışırken, Türkiye, üstelik de ‘kalkınma’ yalanıyla yeryüzünün en güzel coğrafyasını foseptik çukuruna dönüştürmek için akılsızca her damla suyu öldürüyor…

Bu yazının, bu güzel toprakların çocuklarının yarınları için bir işaret fişeği olmasını dilerim…

Görseller: Damnation Belgeseli’nden alınmıştır

‘Damnation’ belgeseli için bakınız: (http://damnationfilm.com/)

(Arşiv yazı- 8 Şubat 2016) :http://odatv.com/bu-yazi-yarina-atilmis-bir-isaret-fisegi-olsun-0802161200.html

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s