Türkiye betonlaşan çayırlarına ağlıyor!

Dünya 5 Haziran’da çevre gününü kutlarken, hızla betona teslim olan Türkiye yitirdiği doğasının yasını tutuyor…

Yusuf Yavuz

Çevre politikaları konusunda dünyada karnesi en kötü ülkelerin başında gelen Türkiye’nin, plansız arazi kullanımı sonucu son 60 yılda mera ve çayırlarının yaklaşık üçte ikisini kaybettiği ortaya çıktı. 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Çevre Mühendisleri Odası, Cumhuriyetin ilk yıllarında 44 milyon hektarla ülke yüz ölçümünün yüzde 56’sını oluşturan mera ve çayır alanlarının, 2014 yılı verilerine göre 14,6 milyon hektara inerek yüzde 19’a gerilediğine dikkat çekti. ÇMO’nun açıklamasında, ülke genelindeki 1397 belediye bulunmasına rağmen yalnızca 83 düzenli atık depolama tesisi bulunduğunun da altı çizilerek, Ülkemizde, entegre çevre yönetimi yaklaşımı uygulanmalıdır. Yatırım yapan ile denetleyen, izin veren aynı kurum olmamalıdır. Bu çelişkili durum yerine tek başına, bilimsel ve teknik altyapısı güçlü, çevre mühendisi istihdam eden çevre yönetiminin bütün temellerini ve ilkelerini barındıran bir Çevre Bakanlığı Kurulmalıdır” görüşüne yer verildi.

Her yıl 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü’nde Türkiye yine ağır çevre sorunlarıyla gündemde. Büyüme odaklı ekonomi politikalarını her türlü çevre tahribatına karşı hayata geçirmek için ısrarlı tutumundan geri atmayan AKP hükümeti, bütüncül arazi planlamasını henüz hayata geçirmemiş olan Türkiye’nin doğası üzerinde telafisi olanaksız yıkımların oluşmasına yol açıyor.

söbüçimen yaylası imar tartışmalarıyla gündemde.jpg

(Antalya Gündoğmuş’ta yüzlerce yıldır hayvancılık üretim merkezi olan yaylalar yapılaşma tehdidi altında. Fot: H. Bora Cavlak)

TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANI ŞANTİYEYE DÖNDÜ

Türkiye’de bulunan 26 su havzasının neredeyse tamamında HES ve gölet projeleri, linyit rezervlerine sahip olan İç Anadolu, Ege, Trakya ve Doğu Akdeniz’de kömürlü termik santraller, Torosların uzandığı geniş coğrafyanın tamamıyla Kaz Dağları çevresinde vahşi madencilik projeleri görülmemiş bir tahribat pahasına ve her türlü tepkilere rağmen sürüyor.

söbüçimen2.jpg

(Gündoğmuş yaylaları, doğallığını koruyabilmek için insan baskısına rağmen direniyor. Fot: H. Bora Cavlak)

ÇEVREYİ KORUMASI GEREKEN YÖNETMELİK YIKIMIN ÖNÜNÜ AÇIYOR

Dünyanın en değerli sedir ormanları, içilebilir nitelikteki akarsuları, zengin bitki ve canlı çeşitliliğinin yanında insanların yaşam alanları da bu ağır yıkımla baş başa kaldı. Çevre üzerinde olumsuz etki etmesi olası yatırımların izlenmesini ve bu etkileri en aza indirmeyi amaçlayan Çevresel Etki Dereğerlendirme (ÇED) Yönetmeliği ise çevreyi korumak yerine yatırımların önünü açan bir ayrıntıya dönüştürüldü. Yürürlüğe girdiği 1993 yılından bu yana tam 18 kez değiştirilen ÇED yönetmeliği, her defasında biraz daha budanarak zaten uygulanmayan çevreyi koruyucu maddeleri çıkartıldı.

söbüçimen.jpg

YIKIMA 30 GÜN İÇİNDE ONAY VERİLMEZSE, ‘OLUMLU GÖRÜŞ’ SAYILACAK

25 Mayıs 2017’de bir kez daha değiştirilen ÇED Yönetmeliğiyle, ÇED kararı alınmasa bile yatırımlara verilen teşvik, onay, izin ve yapı kullanım ruhsatı verilmesinin önü açıldı. ÇED başvurularında görüşü sorulan kurumların görüşlerini bildirme süreleri de 30 güne indirildi. 30 gün içinde görüş bildirmeyen kurumlar, ‘olumlu’ görüş bildirmiş sayılacak.

limon suyu yaylası trabzon çaykara.JPG

(Limon Suyu Yaylası, Trabzon)

Buna göre Kaz dağları ya da Torosların biyolojik çeşitlilik, su kaynakları ya da jeolojik oluşumlar yönünden hassas alanlarında bir maden işletmek isteyen bir firma, proje tanıtım dosyası hazırlayıp ilgili kurumlara görüş sorduğunda, kimi zaman aylarca incelemeyi gerektiren arazi koşullarına sahip alanlarla ilgili bir ay içinde olumlu görüş alamazsa, başvurusu ‘olumlu’ kabul edilecek.

limon suyu yaylası trabzon.jpg

(Trabzon’daki Limon Suyu Yaylası’nın çayırları betonlaşma kurbanı)

TÜRKİYE BETONA TESLİM OLAN ÇAYIRLARINA AĞLIYOR

Yaşamın temeli olan çevrenin, günümüzde giderek ‘merkez’ olduğu bir dönemde yapılan bu değişikliğin gölgesinde girdiğimiz 5 Haziran Dünya Çevre Günü, Türkiye açısında bir kutlama değil, yas günü haline geldi. Giderek sivil toplum örgütleri ve kamuoyunun yaşam alanlarına sahip çıkma refleksinin zayıflatıldığı bir dönemde, etkinlik yapma, toplantı ve gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve benzeri etkinliklere OHAL ayarı verilmesi, Türkiye’nin yaşamsal sorunlarından biri olan çevre konusunun da kamuoyu tarafından yüksek sesle konuşulmasını kısıtlıyor. Türkiye adeta çimentoyla, betona teslim edilen çayırlarına ağlıyor.

sultan murat yaylası betona teslim.jpg

(Sultan Murat Yaylası, Trabzon) 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ÇEVRE GÜNÜNÜ KUTLADI

Hal böyle olunca da Dünya Çevre Günü konsundaki açıklamalar devletin zirvesinden başlayarak, ilgili bakanlıkların ‘kutlama’ mesajlarına dönüştü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 Haziran mesajında geleceğe daha yeşil bir dünya bırakma çağrısı öne çıktı. Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar çerçevesindeki sorumluluklarını her zaman yerine getirdiğini ve 2023 hedeflerini sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı olarak belirlediğini savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “bu anlayışla tabiat varlıklarımızın korunması, planlı şehirleşme çalışmaları, ağaçlandırma seferberlikleri ve çevre kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla gerçekleştirilen projelere her zaman destek vermiştir” ifadelerini kullandı.

sultan murat yaylası çaykara trabzon.jpg

(Sultan Murat yaylası, Trabzon’un ünlü yaylalarından biri)

BAKAN ÖZHASEKİ: ‘ARI GİBİ, ZARAR VERMEDEN FAYDALANMALI’

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki ise “Çevre ve insan ilişkisinin ideal hali, arı ve çiçek arasındaki ilişki gibi olmalıdır. Arılar çiçekleri dolaşır, polen toplarlar ancak bundan hiçbir çiçek zarar görmez. Çevreye dair insanoğlunun yaklaşımı da zarar vermeden faydalanmak şeklinde olmalıdır” açıklamasında bulundu.

sultan murat yaylası.jpg

(Kontrolsüz yapılaşmaya kurban edilen Sultan Murat Yaylası)

BAKAN EROĞLU: ‘EN ÇEVRECİ HÜKÜMETİZ, GURURUNU YAŞIYORUZ’

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da, çevrenin önemine işaret ederek şunları dile getirdi: “En çevreci hükümet olmanın haklı gururunu yaşarken, Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak da çevreyi; havası, suyu ve toprağıyla bir bütün olarak ele alıyor ve çalışmalarımızı bu bütünlük içerisinde uyumlu olarak yürütüyoruz.”

Karadeniz sel.jpg

(Yaylalarda ve dere yataklarındaki çarpık betonlaşma ile plansız yatırımlar Doğu Karadeniz’de her yıl sel felaketine neden oluyor.)

ÇMO, TÜRKİYE’NİN ÇEVRE KARNESİNİ AÇIKLADI

Devletin zirvesi ve ilgili bakanların çevre günü açıklamaları ülkede her şeyin güllük gülistanlık olduğuna işaret ediyor. Ancak çevre konusunda sözü en çok dikkate alınması gereken kuruluşların başında gele TMMOB Çevre Mühendisleri Odası bu konuda pek aynı görüşte değil.

Doğu karadeniz sellerle boğuşuyor.jpg

(Betona boğulan çayırların gözyaşları, insanoğluna doğal olmayan bir felaket olarak geri dönüyor)

Çevre Mühendisleri Odası da 5 Haziran dolayısıyla Türkiye’nin çevre karnesini ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme yayınladı. Birleşmiş Milletler’in, 2017 Dünya Çevre Günü’nün temasını ‘Doğaya Dönüş’ olarak belirlediğine dikkat çekilen ÇMO’nun açıklamasında, “Bu tema ile Birleşmiş Milletler insanları tekrar doğaya dönmeye çağırmış, doğanın ve doğada olabilmenin güzelliğini ve önemini vurgulamak istemiş, bununla birlikte yaşadığımız doğaya dönüp nasıl zarar verdiğimizi görmemizi ve doğayı korumak için neler yapabileceğimizi düşünmeye ve herkesin dünyamızı korumak için birlikte sorumluluk almaya çağırmıştır” denildi.

boyali2-(fileminimizer).jpg

TÜRKİYE’NİN ÇAYIR VE MERALARI YÜZDE 56’DAN YÜZDE 19’A DÜŞTÜ

Türkiye’de çevre yönetimi açısından gelişmelerin de olduğu ancak bunun yanında çevre kirliliğinin de artmakta olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “çalışmayan atık su arıtma ve içme suyu arıtma tesisleri de bulunmakta, derelerimiz, havamız ve toprağımız kirlenmeye devam etmektedir. Örneğin, Cumhuriyetin ilk yıllarında 44 milyon hektarla ülke yüzölçümünün yüzde 56’sını oluşturan mera ve çayır alanları, 2014 yılı verilerine göre 14,6 milyon hektara inerek yüzde 19’a gerilemiştir. Buna rağmen çeşitli kanun teklifleri ve mevzuat düzenlemeleri ile bu alanların da azaltılmasına neden olacak adımların önünün açılma potansiyeli yaratılmaktadır” ifadelerine yer verildi.

foto.jpg

‘BEYAN İLE TEHLİKELİ ATIK YÖNETİLEMEZ’

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, 6 Ocak 2017 tarihinde yayımladığı, 2015 yılına ait ‘tehlikeli atık’ bülteninde, 44 bin 922 firmanın toplam 1 milyon 357 bin ton atık beyan ettiğini açıklamasını eleştiren Çevre Mühendisleri Odası’nın açıklamasında Türkiye’de bu miktarı çok üstünde yaklaşık 5 milyon ton tehlikeli atık bulunduğu anımsatılarak, “Buradan beyanların doğru yapılmadığı anlaşılmaktadır. Beyan ile tehlikeli atıklar yönetilemez” denildi.

TÜRKİYE’DE 1397 BELEDİYEDE, SADECE 83 ATIK DEPOLAMA TESİSİ VAR

Türkiye’de 30 tanesi büyükşehir, toplam 1397 belediye bulunduğunun altı çizilen ÇMO açıklamasında, buna karşılık yalnızca 83 adet düzenli atık depolama tesisi bulunduğu, bunun da 30’unun çevre izin belgesine sahip olduğu belirtilerek, “Çevre izin ve lisans belgesi bulunmayan 53 tesisin ise ne yazık ki 19 tanesi büyükşehir belediyelerimizin kurmuş oluğu tesislerdir” denildi.

HOLLANDA YÜZDE 1’E DÜŞÜRDÜ, 2023 HEDEFİMİZ YÜZDE 65’E DÜŞÜRMEK

Türkiye’nin 2023 hedefine bakıldığında, düzenli atık depolama oranının yüzde 88’den yüzde 65’e düşürülmesinin öngörüldüğü kaydedilen açıklamada, bu oranın Hollanda’da yüzde 1, Fransa’da yüzde 26, İtalya’da ise yüzde 34 civarında olduğu vurgulandı.

SOFRAMIZA GELEN TUZUN KAYNAĞINA ATIK SU DEŞARJ EDİLİYOR

Atık sular yüzünden derelerin ve denizlerin kirliliğinin arttığına dikkat çekilen ÇMO açıklamasında, şöyle denildi: “Tuz Gölü’ne hala atık sular arıtılmadan deşarj edilmekte, İstanbul’un atık sularının bir kısmı ileri seviyede arıtılmadan Marmara Denizi’ne deşarj edilmektedir. Başkentin, Büyükşehir Belediyesi alanına dâhil edilen çeper ilçelerinde kanalizasyon ve atık su arıtma tesisi sorunları devam etmektedir.

İÇME SUYU KANSEROJEN TEHDİDİ ALTINDA

Özellikle büyük kentlerde içme suyu sorunu yaşanmaya devam etmektedir. Ankara, İzmir, İstanbul’da damacana ve paket su kullanmayan hane neredeyse yok denecek kadar azdır. Herkesin musluğundan temiz su içmesi sağlanarak, damacana ve paket su gibi kanserojen ve kontrolsüz tüketiminin önüne geçilmelidir.

‘YATIRIMI YAPN İLE DENETLEYEN KURUM AYNI OLMAMALI’

Ülkemizde entegre çevre yönetimi yaklaşımı uygulanmalıdır. Yatırım yapan ile denetleyen, izin veren aynı kurum olmamalıdır. Örneğin DSİ hem HES yatırımı yapmakta hem de HES’lere izin vermektedir. Öte yandan, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın su yönetimi ve çevre yönetimi konusunda ortak çalışma alanları ve ortak görevleri bulunmaktadır. Bu çelişkili durum yerine tek başına, bilimsel ve teknik altyapısı güçlü, çevre mühendisi istihdam eden çevre yönetiminin bütün temellerini ve ilkelerini barındıran bir Çevre Bakanlığı Kurulmalıdır.”

katiatik-665x365.jpg

PARİS ANLAŞMASINI İMZALADIK AMA HENÜZ MECLİSTE ONAYLANMADI

ABD Başkanı Donald Trump’ın Paris İklim Anlaşmasından çekilme kararının tarihi bir hata olduğuna vurgu yapılan açıklamada, Türkiye’nin söz konusu anlaşmayı imzaladığı ancak henüz TBMM’nde onaylanmadığı belirtilerek şu görüşlere yer verildi: “İnsanlık tarihinin en yıkıcı felaketi olan iklim değişikliğinin sorumlularından olan bir ülkenin yönetiminin çözümden kaçınması kabul edilemez. Ülkemizin bu yanlış tavra karşı yerini iklim değişikliğine karşı mücadele eden ülkelerin yerinde konumlandırması gerekmektedir. Bu geri kalmış termik santral projelerinden vaz geçilerek en iyi enerji üretim biçimi olan enerji verimliliğine odaklanılmalıdır. Kentlerdeki gereksiz elektrik tüketimi azaltılmalıdır. Sanayimizin üretim süreçlerinde enerji tüketimini azaltıcı yatırımlar teşvik edilmelidir. Döngüsel ekonomi süreci gündeme alınmalı, atıklar ve üretim bu perspektifle yönetilmelidir.

*(Antalya Gündoğmuş yayla fotoğrafları: H. Bora Cavlak)

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s