Bir yerde taş varsa, orası cennettir!

Bir yerde taş varsa, orası cennettir!

Üzerinde durduğunuz taşa iyi bakın, o taş Himalayalarla Torosları kardeş kılıyor; suyunuzu, ekmeğinizi o taş veriyor. ‘Taş’ deyip geçmeden önce bir daha düşünün…

Yusuf Yavuz

Son 15 yıldır Türkiye’nin dağı taşı dilim dilim kesilip inşaat malzemesi olarak satılıyor. Dev iş makineleri, kamyonlar, vinçler, bantlar ormanların koynunda homurdanarak çalışıyor. Mermer, granit, kayrak, mıcır, toz toprak… Torosların kayaları un ufak edilip zifte bulanarak asfaltla yollara seriliyor. Binlerce yıldır Anadolu insanına yaşam alanı oluşturan tepeler, belenler, sekiler, koyaklar, ovalar, vadiler birer birer işlevini yitiriyor. Yetkililer “buralar orman değil, Allah’ın taşı” diyerek milyonlarca yıllık jeolojik yapıyı bir çırpıda yok edecek belgeleri imzalıyor, tahsisler yapılıyor, halkın bir kısmı ise “bak Allah’ın taşı para etmeye başladı” diye içten içe seviniyor…

Antalya Demre Çayı Vadisi'nde taş ocakları.jpg(Antalya Demre Çayı Vadisinde mermer ocaklarının yarattığı tahribat yıllardır sürüyor)

Peki bu taşlar, bu kayalar gerçekten hiçbir işe yaramıyor mu? Görüldüğü yerde mutlaka un ufak edilip paraya mı çevrilmeli? Taş işte, ne işe yarayacak deyip geçmeli miyiz? Eğer siz de tüm bu sorulara “evet” yanıtını veriyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz. Yaşadığımız coğrafyadaki bu vahşi saldırılar karşısında yıllardır kafamızı kurcalayan tüm bu soruların ve daha fazlasının yanıtını bulmak için ABD’de yaşayan Türk hidrojeolog Can Denizman’la birlikte Toroslar’ın batısında bir tur yaptık. Karlı zirvelere yürüyüp, subaşlarında, konakladık. Görkemli kireçtaşı kayalıkların eteğindeki göllerden, verimli polyelere geçip antik su kaynaklarından keçi çobanı Yörüklerin çeşme başlarında soluklandık.

KUZUKULAĞI KAYALIKLARI.jpg(Isparta Dedegöl Dağında bulunan Kuzukulağı Yaylası ve kayalıklar, mermer ocağı tehdidi altında)

ABD Georgia’da bulunan Valdosta Devlet Üniversitesi’nde hidrojeoloji dersleri veren Doç. Dr. Can Denizman’la Torosların karakteristik yapısı olan kireçtaşı, bir başka deyişle ‘karst’ konusunda oldukça ilgi çekici bir söyleşi yaptık. “Bir coğrafyada taş varsa tamam” diyen Denizman, Florida’da da karst olduğunu ama toprağın altında olduğu için görülmediğini belirterek, “Bir jeoloğun işi taşla. Bu taşlar görünür olmalı, biz bu taşı kuyu kazarak görmemeliyiz. Çünkü bu taşlar bize bir şey anlatıyor. Bir diğer yönü de tektonik yapılar. Bütün bunlar varsa bir jeolog için o coğrafya cennettir. İşte Toroslar böyle bir cennet. Kireçtaşı su kaynakları açısından da muhteşem bir şanstır. Bunları yok etmek demek, yer altı sularını taşıyan akiferleri yok etmek anlamına gelir” uyarısında bulunuyor.

DSCF2628.JPG       (Hidrojeolog Can Denizman’a göre bir yerde taş varsa orası cennet)

İşte “Everest’in zirvesine çıktığınızda zirvede iki dakika durduğunuzda da Toroslardaki ile aynı taşın üstünde durursunuz. Okyanustaki taş bugün dünyanın en yüksek taşı” diyen hidrojeolog Can Denizman’ın taş ve su hakkındaki çarpıcı sözleri…

TOROSLARIN KOYNUNDAKİ SU DEPOLARI

-Torosları birlikte de gezdik, göller bölgesini, bey dağlarını vs. geçmişte de biliyorsunuz. Son bir kaç yıldır madencilik adı altında Toroslar üzerinde büyük tahribat var. Bize Torosları oluşturan kayaçların, taşları, coğrafi oluşumların suyun üretiminden yaşam zincirine katılmasına kadar genel olarak işlevi hakkında bilgi verir misiniz? Genel olarak Toroslar ne anlama geliyor bizim için?

65440,karagol3jpg.png       (Isparta Dedegöl Dağı’nın yükseklerinde yer alan buzul gölü Karagöl)

-Toroslarda en fazla kireç taşı bulunuyor. Bunlar son derece güzel, gelişmiş yapılar. Kireç taşlarının bir özelliği var, kalsiyum karbonattan oluştuğu için erirler. Ekstra bir etki olması gerekmiyor, olağan süreç içerisinde erirler. Yukarıdan sızan su topraktan bir miktar karbondioksit alır ve kalsiyum karbonatı eritir. Bu yüzden Toroslardaki taşların içinde erime boşlukları olur. En önemli olay bu. Biz buna ‘karst’ diyoruz.

TAŞI YOK ETMEK, SU DEPOLARINI YOK ETMEK ANLAMINA GELİR

-Bunun önemi nedir?

-Bunun önemi şu: Erime boşlukları nedeniyle bu taşlar son derece fazla su depolayabilir, süzebilir ve iletebilir. Biz su depolayıp, iletebilen taşlara ‘akifer’ diyoruz. Örneğin bir alüvyon akiferinde bütün su küçük küçük mikroskobik boşluklarda bulunur, yavaşça akar ve fazla su depolama kapasitesi olmaz. Kum taşı için de benzer durum söz konusu. Ancak karstik kireç taşlarında çok büyük boşluklardan söz ediyoruz. Aşırı su depolama kapasitesi bulunan yeraltı göllerinden bahsediyoruz. Bu nedenle bunlar son derece önemli akiferlerdir. Su kaynakları açısından da muhteşem bir şanstır. Bunları yok etmek demek, yer altı sularını taşıyan akiferleri yok etmek anlamına gelir. Gözenekler çok büyük olduğu için bu su, taşın içindeki kanallarla taşınıyor ve çok hızlı bir şekilde hareket edebilir. Bir noktadan bir başka noktaya çok daha hızlı ulaşabilir su. Bunun bir iyi tarafı var bir de kötü tarafı var. Kötü tarafı şu; eğer bir noktada herhangi bir kirlilik kaynağı varsa buradan yayılacak olan kirlilik çok kısa sürede oldukça uzun mesafelere ulaşabilir. Başka su kaynaklarına karışabilir. Alüvyon ya da kumtaşı akiferinde böyle şeyler olmaz, kirlilik varsa bile bir süre sonra o kendi kendine filtrelenerek azalır.

DSCF1657.JPG(Isparta Yenişarbademli sınırlarındaki Pınargözü Mağarası, Türkiye’nin en uzun mağaralarının başında gelmesinin yanında Dedegöl Dağının en önemli su kaynaklarından biri.)

AKDAĞ’A YAPILAN MÜDAHALE HIZLA EŞEN OVASINA ULAŞIR

-Yani Akdağ’a yapılan bir müdahale, kirlilik vs. gibi etkiler Eşen Havzası’ndaki suyu etkiler diyebilir miyiz bu durumda? Gözden uzak bir yerde kirlilik kaynağı oluşturduk, görünen alanı etkilemez’ demek doğru değil bu durumda…

-Kesinlikle… Karstik yapıda en büyük olay bu. Akdağ’da yaptığınız bir müdahale hızla Eşen Havzası’nı etkileyebilir.

-Taş ocakları için yapılan patlatmalar var bir de. Kandilli Rasathanesi’nin ölçümlerine göre 2,6 ölçeğinde deprem etkisine yol açtığı belirtiliyor bu patlatmaların. Bu patlatmaların etkisi nedir size göre karstik yapıya. Özellikle yeraltı suları bağlamında değerlendirebilir misiniz?

-Bu tamamen rastlantısal bir olay. Durum dururken kaynak kuruyabilir, kaybolabilir. Aynı şekilde bir başka yerden çıkması gereken bir kaynak da çıkabilir. Bir noktadan çıkmaz durumunda çünkü. Ama sizin yararlandığınız, çevresine şehir, köy kurduğunuz, yaşamınızı yasladığınız su kaynağı kuruyabilir. Dinamitler konusunda bir çalışma yapmadım ama deprem nedeniyle yok olan, debisi azalan, ya da durup dururken ortaya çıkan kaynaklar olduğunu biliyoruz.

DSCF1654.JPG(Dedegöl Dağının bir bölümünü de kapsayan Kızıldağ Milli Parkının simgelerinden biri olan Pınargözü kaynağı bahar ve yaz aylarında Dedegöl Dağının karlarından aldığı suları bereket olarak çevresine taşıyor…)

O TAŞ ORADA OLMASAYDI SU AKIP GİDECEKTİ

-Türkiye coğrafyasının hidrojeolojisiyle ilgili yapılan araştırmaları, bilimsel çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz. Özellikle kamuoyunun üzerinde yaşadığı coğrafyanın yapısı, özelliği ve kendisine sağladığı yaşamsal değerler konusundaki algısı, farkındalığı nasıl size göre?

-Dışarıdan baktığımda, aslında sadece dışarıdan göründüğü gibi. Bu Türkiye dışında da aşağı yukarı böyle; cahillik!

-Kamu idarecileri örneğin, ‘burası orman değil, kayalık bir alan biz buraya ruhsat verdik’ diyebiliyorlar. Kaya değersiz bir şey midir, Allah’ın taşı mıdır yalnızca? İnsanların gündelik yaşamında nasıl bir çıkarına karşılık gelir o kayanın orada bulunması, bize bir anlatır mısınız?

-Yaşamın en temel kaynağı su. Bu taş senin su kaynağın. Bu kadar basit. İki kelimeyle özetleyecek olursak, sen böyle yaparak yaşamının kaynağını ortadan kaldırıyorsun. O taş orada olmasaydı oradaki su akıp gidecekti. O taş suyu içinde tutarak sana veriyor. Torosların suyu kireçli ama bol miktarda su var. Nitelik kıyaslaması bir yana burada su olması bir şans. Ama asıl önemli olan bu konuda bir bilinç oluşmamış olması. Yüzeyde yapılan kirlilik… Benzini şuraya boşaltayım, şu çöpü buraya boşaltayım, şuraya fabrika kurayım… Kirliliğin sadece akarsuya karışıp yüzeyden akıp gideceği yanılgısı var. Alüvyon ya da kumtaşı akiferlerinin olduğu bölgelerde gerçekten de yüzeyle yerin altı arasında fazla bir iletişim yoktur. Ama kireçtaşının, karstın olduğu Toroslar’da yüzeye neyi atarsan yerin altında da onu bulursun. Çünkü direkt bir ilişki var, yüzeyle yeraltı arasında. Yüzeydeki kirlilik yalnızca suyla, nehir yoluyla değil, kayaçlardan doğrudan ve hızla yeraltına ulaşıyor.

DSCF1746.JPG  (Beyşehir Gölü kıyısından, sularıyla gölü ve ovayı besleyen Dedegöl Dağları)

BU YAPIDAKİ KİRLİLİK 200 KİLOMETREYE HIZLA ULAŞABİLİR

-Böylesine hassas ve kırılgan bir dengeye oldukça dikkatli davranılması gerekiyor o halde…

-Kesinlikle. Karstik coğrafyada yaşamak hiç kolay değil aslında. Yerin altında çok miktarda suyunuz olabilir ama bunu korumak için oldukça hassas davranmak zorundasınız. Bir başka yanı da kireçtaşının çok fazla eridiği bölgelerde, taşlar sünger gibi olduğu için yüzeyde su olmaz, kuraklık olabilir ama yerin yaklaşık 10 metre altında derya diyebileceğimiz büyüklükteki akifer suyla doludur. Bu tür ortamlarda yüzeydeki sular tamamen yeraltına taşımıştır. Bu tür ortamlarda polyeler vardır örneğin, bu polyelerin kenarlarında düdenler bulunur. Bu düdenlere karışan herhangi bir kirlilik yeraltı sularını da etkiler ve uzun mesafeleri çok kısa sürede kat edebilir. Hiç farkında olmazsınız örneğin, 200 kilometrelik bir mesafede yaşıyorsunuzdur, kirlilik başka bir yerden gelir sizin yaşadığınız alanı etkiler.

59040290.jpg   (Melikler Yaylası, binlerce yıldır Dedegöl Dağının yaşam merkezlerinden biri)

HAVZALAR ARASI SU TRANSFERİNİ İYİ DÜŞÜNMEK GEREKİYOR

-Türkiye’nin su politikalarında eleştiri konusu olan bir başka durum ise havzalar arası su transferi uygulamaları. Örneğin Göksu Havzası’nın sularını tünellerle Konya Ovasına taşımak gibi. Ya da HES ve baraj projelerinde uygulanan vadilerin suyunu tünellere alarak bir başka alana taşımak. Ekosistem açısından siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu uygulamaları?

-Ben hidrojeoloji mühendisliği eğitimi aldım. Benim eğitimini aldığım mühendislik dalı açısında bakılırsa bu projeler gurur duyulacak bir olay gibi görülebilir. Benim birlikte eğitim aldığımız arkadaşlarımız, öğrencilerim bu projelerde görev alıyorlar. Bir başka yandan yıllardır bir şekilde kuraklaşmış bir bölgeye farklı bir alandan su getirmek övünç duyulacak bir mühendislik olayıdır. Ama burada oldukça dikkatli olmak gerek. Geçekten de süper bir şey yaptığını zannediyor olabilirsin ama getirdiğin bölgede o su, azalacak. Bunu çok iyi hesaplaman gerek. Dolayısıyla bu sadece mühendislerin kafa yoracağı bir şey değil. Yüzey sularıyla ilgili çalışan uzmanlar, ziraatçılar, sazlıklarla uğraşanlar, botanikçiler; herkes kafa yormalı böyle bir girişime başlamadan önce. Yoksa sadece mühendislik kafasıyla bu işe girişilirse sonuçları beklenmedik olabilir. Sen doğayla bir şekilde doğayla oynarsan, kısa vadede çok güzle sonuçlar alsan bile uzun vadede bunun olumsuz yan etkileriyle baş başa kalabilirsin. Bu yüzden iyice tartıp, iyi düşünmek gerekiyor.

DSCF3941.JPG               (Güneybatısında kalan Kasımlar köyünden Dedegöl Dağı)

-Bu konuda yaşanmış örnekler var mı bildiğiniz?

-Bunun örnekleri var… Mesela koskoca Los Angeles, kaç yüz mil uzaktan, Colorado nehrinin sularını alarak yaşıyor. Nehrin kaynağı olan Colorado’daki insanlar da mahvoluyorlar. Onlara su kalmıyor çünkü. Dünyanın pek çok yerinde benzer örnekler var. Kimde para varsa, kimin gücü yetiyorsa onun düdüğü ötüyor yani.

IMG_7455.JPG(Ana kaynağını Dedegöl Dağından alan Köprüçay’ın biçimlendirdiği Köprülü Kanyon, Antalya’nın en önemli doğa miraslarından biri…)

EVEREST’İN ZİRVESİNE ÇIKINCA TOROSLARDAKİ TAŞIN ÜSTÜNDE DURURSUNUZ

-Bir de Tetis okyanusu konusunu sormak istiyorum size… Anadolu’nun dağlarının bir zamanlar bu okyanusun altında olduğunu anlatmıştınız sohbetimizde. Himalayalarla Torosların kardeş olduğu gibi bir gerçek de ortaya çıkıyordu. Bu dağların üzerinde yaşayan insanların daha iyi anlaması bakımında bunu biraz açar mısınız?

-Tabii. Bu çok enteresan bir olay… Zaten dünyanın jeolojik tarihini okumaya, anlamaya başlayınca, insanların bakış açıları da değişiyor. Kıtaların parçalanmasından sonra kuzeyde oluşan bir okyanus var. Bu okyanusun adı, Tetis. Bu okyanus zamanla kapanıyor. Mesela ilk kapanma aşamalarından bir tanesi ta güney kutbuna yakın bir yerde duran Hindistan’ın yavaş yavaş yükselerek, daha doğrusu kuzeye doğru ilerleyerek Avrasya ile çarpışması. Tetis’in doğu tarafındaki ilk kapanışı bu. Daha sonra batı tarafında da İran’daki Zagros Dağları ile Akdeniz’de bizim Torosların kapanıyor. Tetis kapandıkça güneyden Afrika baskılıyor ve bu baskının ardından Tetis’in içinde suda oluşan kireçtaşları işte bu gördüğümüz Torosları oluşturuyor. Bu gördüğümüz kireçtaşları bir zamanlar Tetis okyanusunun tabanını oluşturuyordu. Zamanla yükseldiler ve bugün Torosları oluşturuyorlar. Batıda Fransa’da Alplerden başlıyor, Avusturya ve İsviçre Alpleri, sonra eski Yugoslavya ve Yunanistan’a iniyor; Türkiye’de ise Toroslardan geçerek İran’daki Zagros Dağlarından Afganistan derken Himalayalara kadar uzanıyor. Bunların hepsi tek bir dağ oluşum sürecinin parçası. Aslında şurada bir tepe gördüğümüzde ona ‘dağ’ deriz. Ama jeolojide bu başka bir şey. Jeolojide dağ demek tektonik güçler tarafından oluşmuş bir kuşaktır. İşte Alp-Himalaya dağ kuşağı da aynı yaştaki taşlardan (jurra kretase) oluşur.  Bizim Toroslar da tam bu kuşağın ortasında kalır. Bugün Alplere gidecek olursanız Toroslardakiyle aynı taşları görürsünüz. Himalayalarda Everest’in zirvesine çıktığınızda zirvede iki dakika durduğunuzda da Toroslardakiyle aynı taşın üstünde durursunuz. Bu çok enteresandır. Okyanustaki taş bugün dünyanın en yüksek taşı.

KUZUKULAĞI DETAY.jpg       (Görkemli kayalıklarıyla dikkat çeken Kuzukulağı Yaylası)

-Bugün sizinle sohbet ederken dediniz ki, “Florida’da da karst var ama toprağın altında, yüzeyde görünmüyor. Oysa Toroslardakiler yüzeyde ve bilimsel açıdan çok heyecan verici.” Bu size nasıl bir heyecan veriyor?

BİR YERDE TAŞLAR VARSA ORASI CENNETTİR, TOROSLAR BÖYLE BİR YER

-Bir jeoloğun işi taşla. Bir coğrafyada taşlar varsa, tamam. Bu taşlar görünür olmalı, biz bu taşı kuyu kazarak görmemeliyiz. Çünkü bu taşlar bize bir şey anlatıyor. Bir diğer yönü de tektonik yapılar. Bütün bunlar varsa bir jeolog için o coğrafya cennettir. İşte Toroslar böyle bir cennet.

KUZUKULAĞI YAYLASI2.jpg    (Kuzukulağı Yaylası)

DAĞI TAŞI YOK EDİP YOLLARA SERMEK, ÇOK YAZIK!

-Sizin cennet dediğiniz coğrafyadaki bu taşları kalkınma ve büyüme uğruna mıcır yapıyoruz, kaplama taşı yapıyoruz, buna izin veriyoruz. Bir zamanlar okyanusun tabanındaki taşlar bugün insan eliyle sökülerek Arap Şeyhlerinin villalarını, havaalanlarını, iş merkezlerini, otoyolları, asfaltları kaplıyor. Bütün bunlara bakınca ne hissediyorsunuz?

-Her şeyden önce otoyollarda neden mıcır kullanılıyor bunu anlamış değilim ben. Başka ülkelerde de yaşadım ama mıcır kullanıldığını görmedim. Dağı taşı yok edip yollara sermek çok yazık. Bu memleketin dağı taşı çok önemli. Hepsini bir bütün olarak korumamız gerekiyor. Hiç bir şey için değmez bu değerleri yok etmeye.

DSCF1800.JPG (Dedegöl’ün sularıyla yaşam verdiği Beyşehir Gölü ve çevresi Hititler’den bugüne çeşitli uygarlıkların yaşam merkezi oldu)

MESLEĞE BAŞLAMAYA COUSTEAU’YU İZLEYİNCE KARAR VERDİM

-Türkiye’de genel olarak doğa bilimleri, özel olarak da jeolojiyle ilgili bölümlerinin tercih edilmemesini neye bağlıyorsunuz. Oldukça düşük puanla öğrenci alan bölümlere dönüştü bu alanlar. Öte yandan ülke coğrafyasını yeterince bilmeyeni, tanımayan bir kitle de var…

-Ben bu mesleğe başlamaya Jacques Cousteau belgesellerini izledikten sonra karar verdim. Bizi o zamanlar ‘TRT kuşağı’ diye küçümsüyorlardı ama TRT o yıllarda ciddi belgeseller yayınlıyordu. Mesela İpek Yolu belgeselini TRT’de izledik biz. O beni nasıl etkilemişti. Oysa şimdi evlilik programı izleniyor. Yaşadığı coğrafyayla ilgisi yok insanların. Yazık, beyinleri boşalıyor. Bu konuda acayip ümitsizim. Ama kimi zaman Türkiye’den yurt dışına gelmiş yeni kuşaktan öğrencilerle karşılaşıyorum. Acayip, zehir gibi çocuklar. Her şeyi tartışıyorlar. Onları görünce umutlanıyorum…

(Yusuf Yavuz-Arşiv Yazı. İlk yayın tarihi, Ağustos 2015)

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s