Çin’in İpek Yolu Projesi ikinci Marshall Yardımı mı?

Marmaray, 3. Köprü ve dev projeler Çin mallarını Avrupa’ya taşıyacak projenin omurgasını oluşturuyor…

Yusuf Yavuz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen Kuşak ve Yol Forumu’nun açılış töreninde yaptığı konuşmada, 60’dan fazla ülkeyi kapsayan Yeni İpek Yolu girişiminin, yaklaşık 40 milyon kilometre karelik bir alanı ve dünya nüfusunun 4,5 milyarını ifade eden çok önemli bir proje olduğunu belirterek, ” Bu girişimin, ‘kazan-kazan’ anlayışıyla hayata geçirilmesi büyük önem arz ediyor” dedi. Ancak 2013 yılında Çin lideri Şi Jinping tarafından önerilen ve 900 milyar dolarlık dev bir yatırım programını öngören modern İpek Yolu Projesi’ni 2. Dünya Savaşı’nın ardından ABD’nin Türkiye’yi de kapsayan Avrupa ülkelerine yaptığı ünlü Marshall yardımına benzetenler var.

Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen Kuşak ve Yol Forumu’nun ardından gözler bir kez daha ekonomik bir dev olan bu ülkeye çevrildi. 2013 yılında Çin lideri Şi Jinping’in önerisiyle şekillenen modern İpek Yolu Projesi, dünya nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan Çin’in, Asya’dan başlayarak, kara ve deniz yoluyla Afrika ve Avrupa’ya yönelen devasa yatırımları kapsıyor.

İPEK YOLU PROJESİ ÇİNİN EKONOMİK ATILIMINI ÜÇ KITAYA YAYMAYI HEDEFLİYOR.jpg

HER YIL 100 MİLYAR DOLARIN ÜSTÜNDE ALTYAPI YATIRIMI

Bütün bu yatırımları finanse etmek için Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı kuran Çin, Türkiye’nin der kurucuları arasında yer aldığı bu kuruluş aracılığı ile her yıl yaklaşık 100 milyar doların üzerinde yatırımı finanse edecek.

MARMARAY VE 3. KÖPRÜ TÜRKİYE’YE BİÇİLEN ROLÜN PARÇASI

Son yıllarda Türkiye’de giderek hızlanan köprü, otoyol ve hızlı tren projeleri, Çin’in batıya yönelen tarihi ekonomik atılımı olarak görülen modern İpek Yolu’nun omurgasını oluşturuyor. Marmaray, 3. Köprü, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projeleri ile Edirne Kars arasında yapılması planlanan yüksek hızlı tren projesi, Türkiye’ye biçilen rolün önemini ortaya koyuyor.

Türkiye ipek yolu projesinin demir yolu ağında yer alıyor.jpg

ABDÜLHAMİD SOSUYLA SUNULAN PROJELER ASLINDA PEKİN VE LONDRA’YI BAĞLAYACAK KÖPRÜ

Türkiye’nin büyük ekonomik maliyetlerle yapımına giriştiği ve son yıllarda giderek artan bir dozda Abdülhamid ve Osmanlıcılık sosuyla kamuoyuna servis edilen bu projeler, aslında Çin’in modern İpek Yolu Projesi’ni Pekin’den Londra’ya bağlayacak olan ekonomik yayılmacılığın en önemli ayağını oluşturuyor.

modern ipek yolu projesi Çin'in üç kıtadaki hakimiyetini amaçlıyor.png

MODERN İPEK YOLU PROJESİ YENİ MARSHALL YARDIMI MI?

Peki Çin’in bu devasa bütçeli atılımı ne anlama geliyor? Gelişmeleri takip eden Prof. Dr. D. Ali Ercan, Çin’in üç kıtada başlattığı 900 milyar dolarlık yatırım programını, 2.Dünya Savaşı sonrası perişan durumdaki Avrupa ülkelerine ABD’nin yaptığı ünlü Marshall ekonomik yardımına benzetiyor. Modern İpek Yolu projesinin, yollar, köprüler, kanallar, demir yolları, hava alanları, limanlar ve depolama tesislerinin inşasını öngördüğünü dile getiren Prof. Dr. D. Ali Ercan, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şu görüşlere yer verdi:

‘BEN ÇİN’İN ATATÜRK’ÜYÜM’ DİYEN LİDERLE BAŞLAYAN ATILIM

“1950’lerde açlıktan nefesi kokan, yalın ayak, çıplak gezinen uyuşuk insanlar ülkesi iken, ‘Ben Çin’in Atatürk’üyüm’ diyen Başkan Mao önderliğinde esaretten ve ataletten kurtulan, Başkan Deng (1978) zamanındaki sosyal- ekonomik reformlarla bu günlere gelen Çin, şimdi 12 Trilyon dolarlık milli gelirle ABD’den sonra dünyanın ikinci büyük ekonomik, aynı zamanda bilimsel, teknolojik, askeri gücüdür.

çin ekonomisi hızlı trenlerle avrupa'yı etkisi altına almaya hazırlanıyor.jpg

DÜNYA ENDÜSTRİYEL ÜRETİMİNİN YÜZDE 40’I ÇİN’İN ELİNDE

Yaklaşık 10 milyon kilometrekarelik verimli, doğal kaynakları zengin Çin toprakları üzerinde 1,4 milyar (Dünyadaki tüm Müslümanların sayısı kadar) insan yaşıyor. Dünya nüfusunun yüzde 20 sini oluşturan Çin, dünya endüstriyel üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını elinde tutuyor. Yani 1 ‘Çongo’ dünya ortalamasının yaklaşık 2 katı kadar üretiyor demektir. Bilimden sanata, spordan uzay teknolojisine, bilgisayar ve robotikten savunma teknolojilerine kadar hemen her alanda durdurulamaz atılımlarla dünya liderliğine oynayan bir Çin var artık.”

Çin ekonomisi dünyanın endüstriyel üretiminin yüzde 40ını karşılıyor.jpg

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: ‘ÇOK ÖNEMLİ BİR PROJE’

Çin’in yeni atılımının tanıtım toplantısı sayılan ‘Kuşak ve Yol Forumu’nun açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dünya genelinde 60’dan fazla ülkeyi kapsayan Yeni İpek Yolu girişimi, yaklaşık 40 milyon kilometre karelik bir alanı ve dünya nüfusunun 4,5 milyarını ifade eden çok önemli bir proje. Bu girişimin, ‘kazan-kazan’ anlayışıyla hayata geçirilmesi büyük önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE KENTTEN KÖYE ÇİN MALLARININ İSTİLASINDA

Ancak Çin ile Türkiye arasındaki mevcut ticaretin hacmine bakılınca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kazan-kazan’ anlayışına pek de uymadığı ortaya çıkıyor. Bugün kent merkezlerinden ücra kasabalara kadar Türkiye’nin hemen her bölgesinde adeta birer ıvır zıvır çöplüğüne dönüşen Çin ürünlerine sadece 2016 yılında 25 milyar dolar ödendi. Buna karşılık aynı yıl Türkiye’nin Çin’e ihracatının toplam rakamı yalnızca 2.3 milyar dolar.

Map-2010-Modern-Silk_Road01.jpg

KÖYLÜNÜN EKİN BİÇTİĞİ ORAK BİLE ÇİN’DEN GELİYOR

Geçtiğimiz yıllarda ekin biçilen orağı bile Çin’den ithal ettiğimizden dert yanan ekonomi bakanlarının demeçleri hafızalardaki yerini korurken, devletin tepesinden gelen bu serzenişler Türkiye’nin Çin’den ithalat yapmasının önünü kesmediği gibi, toplam ithalatta Çin’i başköşeye oturtacak politikalara imza atıldı.

ÇİN’DEN 100 DOLARLIK MAL ALIYOR, 10 DOLARLIK SATIYORUZ

Bugün Türkiye Çin’den aldığı 100 dolarlık ürün karşılığında Çin’e yalnızca 10 dolarlık ürün satabiliyor. ‘İpek Yolu’  gibi mistik ve tarihsel yanıyla romantizmi de barındıran yumuşak bir ipeğe sarılı bu kalkınma reçetesi, Çin açısından kuşkusuz oldukça büyük bir başarı. Ancak sahip olduğu benzersiz potansiyelini değerlendirecek politikalar üretmek yerine, kısır siyasi tartışmalarla ömür tüketen Türkiye’nin ipekler içerisinde sunulan bu reçeteden ne denli yarar göreceği ise oldukça tartışmalı.ipek yolu projesi.jpg

ÇÖRÇİL’İN POSTALINDAN RUZVELT’İN ÇİZMESİNE TÜRKİYE’NİN YOLU

Çin’in yeni atılımının Marshall Yardımına benzetilmesi, akıllara Osmanlı’nın son döneminde Almanya ile başlayan, 2. Dünya Savaşı’nın ardından ise belirgin şekilde Amerikancı bir renge bürünen uyducu dış politikayı getiriyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kendi kaynaklarıyla küllerinden yeniden doğma çabalarını saymazsak, Türkiye’nin son yüzyılı kendi değerlerini başka ülkeler üzerinden tasnif etme hastalığıyla geçti denilebilir. Ekonomiden dış politikaya, eğitimden kültüre hemen her alanda eskilerin ‘peykçilik’ dediği, bir başka güçlü ülkenin güdümünde yol almaya çalışan siyaset anlayışı bugün de içinde bocalanan bulamacın hem nedeni hem de sonucu sayılabilir.

‘BABAMIN ÜNİFORMASI ÖNCE ALMANLARIN SONRA DA AMERİKALILARINKİNE BENZEDİ’

Bakın değerli tarih araştırmalarıyla ve kitaplarıyla tanınan Prof. Dr. Çetin Yetkin, Türkiye’nin 2. paylaşım savaşının ardından nasıl bir yönelişe girdiğini “Karşı Devrim 1945-1950” (Otopsi Yayınevi) kitabında kendi yaşam öyküsü üzerinden nasıl özetliyor:

“ …Çocukluğumun ilk yılları savaş dönemine denk geldi. Babam subay, annem öğretmendi. Babamın üniforması, rengiyle, biçimiyle hemen hemen Alman subaylarının üniformalarının eşiydi. Savaşın bitiminde bu üniforma İngiliz subaylarınınkine benzedi;  daha sonra da Amerikalılarınkine…  Babam önceleri ‘çizme’ giyiyordu., sonra adına ‘Çörçil’ denen postal, daha sonra bu ‘Çörçil’ler, ‘Ruzvelt’ oldu. Böylece çok partili düzene geçmiş oluyorduk. Günlerden bir gün, Amerikalıların ‘Missuri’ savaş gemisi geldi İstanbul Limanına. (…) Türkiye bayram yerine dönmüştü. Türk ulusu kıvanç içindeydi… Demokratikleşme sürecimiz iyice hızlanmıştı…” 

ANTALYA VALİSİ’NİN GİYDİĞİ ÇİN KIYAFETİ NEYİN DIŞAVURUMU

Antalya Valisi Münür Karaloğlu’nun geleneksel Çin kıyafetleri içinde tahta oturup poz vermesi bunu büyük bir doğallıkla “Çinlileri Antalya’ya davet ettim” sözleriyle paylaşması, kendi değerlerini başkası üzerinden değerli kılmaya alıştırılmış zihniyetin olağan bir dışavurumudur.

Vali Karaloğlu'nun o fotoğrafı gündem olmuştu.jpg

Çörçil’in postalından, Ruzvelt’in çizmesine uzanan yolun Türkiye’yi getirdiği noktanın, Antalya Valisi’nin gayri ihtiyari bir şekilde giydiğine inandığımız Çin’in geleneksel kıyafetleri olup olmadığını zaman gösterecek.

Daha ucuza maletmek için Çanakkale kahramanı ünlü Seyit Onbaşı’nın heykellerini bile Çin’de yaptırarak akıl almaz bir aymazlığa imza atan tüccar zihniyetin şekil verdiği siyasetin yönelişinin ve motivasyonunun ne olduğunu düşününce insanın uykuları kaçıyor. Çin malı Seyit Onbaşı haberi için Bakınız: (http://habervesaire.com/seyit-onbasi-da-cinliler-e-emanet/)

çin malı seyit onbaşı gazete haberi.jpg

AB’DEN BOP’A, ŞANGAY’DAN PEKİN’E: TÜRKİYE KENDİ YOLUNU NE ZAMAN BULACAK?

AB’den BOP’a, Şangay Beşlisi’nden İslam Birliği Teşlikatı’na uzanan yolda yıllardır savrularak ve enerji kaybederek ilerleyen Türkiye’nin kendi yolunda ne zaman yürümeye başlayacağını söylemek şimdilik zor görünüyor. Ancak görünüşe bakılırsa Çin’den esen ipek yolu rüzgarının, yakın zaman içinde pek çok liderin 23 Nisan çocuğu gibi geleneksel Çin kıyafetleri içinde boy göstermesini sağlayacağını söylemek hiç de zor değil.

2.JpegErdoğan Çin'de temaslarda bulundu.jpgipek yolu projesi aile fotoğrafı.jpgipek yolu projesi deniz kara ve demir yolu ağlarıyla Çin'i üç kıtada hakim kılmayı hedefliyor.jpg

 

 

 

 

 

 

 

Antalya Valisi cenazeler ortadayken öyle bir paylaşım yaptı ki!

Öldürülen Büyüknohutçu çiftinin cenazeleri toprağa verilmeye hazırlanırken Antalya Valisi Çin’den öyle bir paylaşım yaptı ki görenler şaşkına döndü…

Yusuf Yavuz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çin ziyaretinde yer alan bürokratlardan biri olan Antalya Valisi Münir Karaloğlu sosyal medyada paylaştığı fotoğrafla gündeme geldi. Ancak Vali Karaloğlu’nun Çin temasları sürerken 13 Mayıs tarihinde paylaştığı bir başka ayrıntı ise Antalyalı yaşam savunucularını bir hayli üzdü. 10 Mayıs’ta Finike Kızılcık Yaylası’ndaki evinde eşiyle birlikte vahşi bir cinayete kurban giden Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’nun cenazelerinin defnedildiği gün Çin temaslarıyla ilgili paylaşımda bulunan Vali Karaloğlu’nun, “Anhui eyaletinde son durağımız Chuzhou Belediyesi. Türk mermeri için oluşturulacak Mermer şehri konusunu konuştuk” ifadeleri dikkat çekti. Büyüknohutçu çifti, mermer ocaklarının tahrip ettiği sedir ormanları ve tarım alanlarını koruma mücadelesi verirken şaibeli bir şekilde öldürülmüştü.

Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin’e yaptığı ziyarette yer alan bürokratlar arasındaydı. Çin temasları sırasında Antalya’nın tanıtımını da yapan Vali Karaloğlu, Anhui eyaletinin başkenti konumundaki Hefei ile Antalya arasında düzenlenen kardeş şehir protokolünü de imzalandı.

Vali Karaloğlu'nun o fotoğrafı gündem olmuştu.jpg

‘BU POTANSİYELİ DEĞERLENDİRECEĞİMİZİ UMUYORUM’

12 Mayıs tarihinde imzalanan protokolle ilgili törene her iki ülkeden yetkililer katıldı. Çin ziyareti sırasında sosyal medya hesabından paylaştığı geleneksel Çin kıyafetleri içinde tahtta çekilmiş fotoğrafıyla basının gündemine gelen Vali Karaloğlu, kardeş şehir töreninde yaptığı konuşmada, “2 milyon nüfuslu Antalya, zengin turistik kaynaklara sahip. 640 km uzunluğundaki sahil şeridi ve dünyaca ünlü çok sayıda plajı, limanı, antik kenti ile ünlü bir turizm bölgesidir. Antalya Türkiye’nin turizm başkenti. Tarım ve ticarette öncü ve önemli bir şehir. Turizm, tarım ve ticaretin yanı sıra sanayide hızla gelişen bir şehir. Özellikle mekanik ve elektronik sanayiye geç başlamış olmasına rağmen çok büyük bir kalkınma potansiyeline sahip bulunuyor. Şehirlerimiz arasında gelişerek devam edeceğine inandığım işbirliği çerçevesinde, bu potansiyeli değerlendireceğimizi umuyorum” dedi.

05.jpg

ÇİN’DE TÜRK KASABASI KURULACAK

Çin’in Anhui eyaletinin başkenti konumundaki Hefei Belediyesinin de ziyaret edilerek, kurulması planlanan ‘TurkTown’ ile ilgili niyet mektubunun imzalandığı protokol ile iki şehir arasında ticaret, yatırım, turizm, kültür-sanat ve eğitim alanlarında ilişkilerin geliştirilmesi hedefleniyor.

vali karaloğlu çin gezisinde.jpg

ANTALYA VALİSİ KARALOĞLU: ‘MERMER ŞEHRİ İÇİN KONUŞTUK’

Vali Karaloğlu’nun Çin ziyareti sırasındaki temaslarına ilişkin yaptığı paylaşımlar sadece tahtlı fotoğrafla sınırlı kalmadı. 13 Mayıs tarihinde sosyal medya hesabından fotoğraflar eşliğinde paylaşımda bulunan Vali Karaloğlu’nun, “Anhui eyaletinde son durağımız Chuzhou Belediyesi. Türk mermeri için oluşturulacak Mermer şehri konusunu konuştuk” ifadelerine yer vermesi dikkat çekti.

01 (1).jpg

O DAKİKALARDA CENAZELERİ DEFİNE HAZIRLANIYORDU

Vali Karaloğlu’nun 13 Mayıs günü bu paylaşımı yaptığı saat 10:20’de, 10 Mayıs’ta Finike Kızılcık Yaylası’ndaki evinde eşi Aysin ile birlikte öldürülmüş halde bulunan Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun cenazelerinin defin işlemleri yapılıyordu. Öldürülmeleriyle ilgili arkalarında birçok soru işareti bırakan çiftin cenazeleri, öğle namazının ardından toprağa verildi.

vali karaloğlu'nun mermerli paylaşımı.png

VALİNİN MERMERLİ PAYLAŞIMI YAŞAM SAVUNUCULARINI ÜZDÜ

Yaşadığı bölgede birbiri ardında açılan mermer ocaklarının sedir ve çam ormanlarıyla tarım alanlarına verdiği zararı önlemek için yürüttüğü hukuk mücadelesiyle tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun eşiyle birlikte şaibeli bir şekilde öldürülmesine yönelik tepkiler sürerken Vali Karaloğlu’nun ‘mermerli’ paylaşımı yaşam savunucularını üzdü.

büyüknohutçu çiftinin cenazeleri 13 mayıs günü toprağa verildi.JPG

Vali Karaloğlu’nun tüm ülkede tepkiyle karşılanan Büyüknohutçu çiftinin öldürülmesiyle ilgili herhangi bir açıklama ya da taziye mesajı yayınlamaması dikkat çekti.

11.JPG

Finike bölgesi dâhil olmak üzere Türkiye’den çıkartılan mermerin büyük bölümü, sektörün en büyük tedarikçisi konumundaki Çin’e işlenmemiş halde hammadde olarak ihraç ediliyor.

 

 

Büyüknohutçu cinayetinde kuşkular büyüyor!

İstanbul’da bir araya gelen doğa ve yaşam savunucuları, Büyüknohutçu cinayetindeki şaibelerin bir an önce aydınlatılmasını talep etti…

Yusuf Yavuz

Antalya Finike’deki dağ evinde 10 Mayıs’ta eşiyle birlikte  öldürülen yaşam doğa savaşçısı Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun katledilmesine tepkiler büyüyor. Önceki gün Antalya’da kalabalık bir cenaze töreniyle toprağa verilen Büyüknohutçu çiftinin vahşice öldürülmesi İstanbul Galatasaray Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasıyla tepki gösterildi. İstanbul’daki doğa ve yaşam savunucuları ve çevre platformları temsilcilerinin yaptığı ortak basın açıklamasında, “Söz konusu cinayetin basit bir gasp olayı olarak geçiştirilmeye çalışıldığının farkındayız, buna izin vermeyeceğiz! Ali ve Aysin’in öldürülmesine varan süreçteki tüm olaylar, bunun gelişigüzel bir suç olmadığına işaret etmektedir.  Gün gibi ortadaki şaibe aydınlatılana kadar, tüm suçlular cezalarını bulana kadar bu davanın peşini bırakmayacağız!”denildi.

Finike’de birbiri ardına açılan ve sedir ormanlarıyla tarım alanlarını tehdit eden mermer ve taş ocaklarına karşı yürüttüğü hukuki mücadeleyle tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu (61) ve Eşi Aysin Büyüknohutçu (61) çiftinin 10 Mayıs günü evlerinde ölü bulunmaları başta Antalya olmak üzere tüm ülkedeki yaşam savunucularının tepkisini çekti.

Önceki gün Antalya’da kalabalık bir cenaze töreniyle toprağa verilen Büyüknohutçu çiftinin öldürülmesiyle ilgili gözaltına alınan 31 yaşındaki Ali Yamuç, cinayeti para için işlediğini iddia etmişti. İfadesinde işsiz olduğunu söyleyen Yamuç’un madde bağımlısı olduğu ve daha önce hırsızlık suçlamasıyla hakkında yürütülen soruşturma bulunduğu öne sürülürken, Büyüknohutçu cinayetinde kullanıldığı iddia edilen av tüfeği ise henüz bulunamadı.

Öldürülen Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin kızı Emine Büyüknohutçu, dünkü cenaze töreninin ardından yaptığı basın açıklamasında, cinayetle ilgili kuşkularını dile getirmişti.

ali ulvi bnohutçu.jpg

aysim büyüknohutçu.jpg

‘ULAŞTIKLARI HUKUKİ ZAFERLER BİRİLERİNİ TEDİRGİN ETTİ’

Anne ve babalarının tarımı ve doğal yaşamı yıkıma uğratan taş ocaklarına karşı verdikleri mücadeleden dolayı hedef haline gelmiş olabileceklerinin düşünüldüğüne dikkat çeken Emine Büyüknohutçu, “Ulaştıkları önemli hukuki zaferlerin ve yeni mücadelelere hazırlanıyor olmalarının birilerini tedirgin ettiği kanısındayız. Her ne kadar cinayetin faili yakalanmış ve suçunu itiraf etmiş olsa da, bu katliamın karanlık noktalarının henüz açığa çıkarılmamış olduğu kanısındayız” ifadelerine yer verdiği basın açıklamasında akıllardaki soru işaretlerini bir kez daha gündeme getirmişti.

ali ulvi büyüknohutçu (solda) vahşi doğa katliamına karşı duran adam eylemi yapmıştı.jpg

DOĞA VE YAŞAM SAVUNUCULARINDAN ORTAK AÇIKLAMA

Korkunç cinayete bir tepki de bugün İstanbul’dan geldi. Aralarında Kuzey Ormanları Savunması, İstanbul Kent Savunması, Karadeniz İsyandadır Platformu, Validebağ Savunması, Fatsa Ünye Doğa Koruma Platformu, Loç Vadisi Koruma Platformu ve Arhavi Doğa Koruma Platformu’nun da yer aldığı ‘Doğa ve Yaşam Savunucuları’ platformu, Galatasaray Meydanında yaptığı ortak açıklama ile cinayetle ilgili şaibelerin ortadan kaldırılmasını talep etti.

DOĞA VE YAŞAMI SAVUNANLAR İSTANBULDA AÇIKLAMA YAPTI.jpg

‘ÇEVRE MÜCADELESİNİN KAHRAMANLARI OLARAK ANACAĞIZ’

Saat 13:00’te Galatasaray Meydanında yapılan ortak basın açıklamasında, “Bizler kendilerini yalnızca doğayı seven koca yürekli güzel insanlar olarak değil aynı zamanda ödünsüz yaşam savunucuları ve çevre mücadelesinin kahramanları olarak tanıyoruz ve öyle anacağız” ifadelerine yer verilerek şöyle denildi:

‘HEDEF HALİNE GETİRİLEREK ÖLDÜRÜLDÜĞÜNE İNANIYORUZ’

“Unutulmamalı ki bu cesur insanlar doğal hayatı, tarımı ve yaşam alanlarını tam anlamıyla yıkıma uğratan taş ocaklarına karşı verdikleri mücadelede çok önemli hukuki zaferlere ulaştılar. Emsal niteliği taşıyan zaferleriyle bölgedeki taş ocaklarının kapatılmasına karşı yeni hukuki mücadelelere hazırlandıkları esnada yaşanan bu korkunç olayın arkasında kendilerinin hedef haline getirilerek öldürülmüş olabileceğine inanıyoruz. Dostlarımız, uzun zamandır devam eden mücadelelerinde pek çok tehdit ile karşı karşıya kaldılar. Süreç içinde mücadele ettikleri şirketlerden biri, ‘ticari faaliyetlerini engellediği’ gerekçesiyle kendilerine 100 bin liralık tazminat davası açtı, dostlarımız davayı kazanarak tazminat ödemekten kurtuldu ancak sorunlar bitmedi. Yaşadıkları evin etrafındaki orman daha birkaç gün önce yandı. Bu mevsimde, kasıtlı olmanın dışında orman yangını yaşanmadığından dolayı şaibeler ortadan kalkmadı.”

2.jpg

 ‘DOĞAYI SAVUNANLAR HÜKÜMETLERİN VE ŞİRKETLERİN HEDEFİNDE’

Türkiye’nin hemen her yerinde ekoloji mücadelesi veren doğa ve yaşam savunucularının, yıllardan beri şirketlerin ve hükümetlerin hedefinde olduğuna dikkat çekilen basın açıklamasında, “Kentlerde ve kırda yaşam alanlarını koruyanlar bazen terörist bazen marjinal tipler olarak ilan edilmekte, kimi zaman da çeşitli taciz ve tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır. 2005 yılında Karadeniz sahil yoluna karşı mücadele eden Avukat Cihan Eren’in öldürülmesini unutmadık. Erzurum’da HES eylemlerine katıldığı için mahkemece konuşma yasağı verilen Leyla’yı hepimiz hatırlıyoruz. Alakır’da HES’lere karşı mücadele eden dostlarımıza uygulanan tacizleri, Fatsa’da yakılan direniş çadırını, Yırca’da zeytin ağaçlarını savunurken dövülen köylü kadınları, Kuzey Ormanları’nı korumak için mücadele ederken vatan  haini ilan edilenleri, Gezi Parkını savunanlara atılan sayısız gaz bombasını, direniş zamanında katledilen arkadaşlarımızı unutmadık. Doğayı ve yaşamı savunduğumuz için karşı karşıya kaldığımız gözaltı ve tutuklamaları hep beraber yaşadık, yaşıyoruz. Biliyoruz ki birilerinin huzuru kaçıyor, kolay kârlarından oluyorlar, ama  ne mutlu bize ki bu çürümüş düzene karşı yaşamın yanında saf tutuyoruz” ifadelerine yer verildi.

3.jpg

‘SÖKÜLEN HER AĞAÇ GÜNÜ GELİNCE HESABINI SORACAK’

“İktidarların tercihinin halklardan, yaşamdan, bilimden değil siyasi ve ekonomik çıkar gruplarından yana olduğunu biliyoruz” görüşüne yer verilen açıklamada, şöyle denildi:

Doğanın karşı karşıya bırakıldığı yağma ve talan ortamında yatağından ayrılan her damla, toprağından sökülen her ağaç, yok edilen her kültür günü geldiğinde mutlaka hesabını soracaktır. Dönüşü olmayan kırılmalar yaşanmaya başladığında bu işlerden rant sağlayanlara, köşelerinde rahat edenlere bizler cevabımızı en ağır şekilde veriyor olacağız.

 ‘ONLAR ARTIK KORKUYORLAR, BU YÜZDEN SALDIRIYORLAR’

Onlar artık korkuyorlar, bu yüzden saldırıyorlar. Rahat hareket edemiyorlar, bu yüzden önlerindeki engelleri kaldırmaya çalışıyorlar. Ama bilmiyorlar ki; doğayı ve yaşamı savunmayı zorbalıkla dindirmenin mümkün olmadığını. Bilmiyorlar ki ‘dağlarda, vadilerde, sokaklarda tek tek mücadele ateşleri yanıyor’, meşalemiz elden ele çoğalıyor.

‘CİNAYETİN  GERÇEK NEDENİ ORTAYA ÇIKARILSIN’

Antalya’daki dostlarımızın onurlu ve yürekli mücadelesi sonrası acımasızca katledilmesine karşı rant odaklarına, baskılara karşı omuz omuza durduğumuzu haykırıyoruz. Bizler Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun sevenleri, doğa ve yaşam savunucusu dostları olarak bu cinayetin derinlemesine soruşturulmasını, cinayetin gerçek nedeninin aydınlatılmasını varsa eğer azmettiricilerinin ortaya çıkarılmasını istiyoruz.”

‘BU DAVANIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ’

Söz konusu cinayetin basit bir gasp olayı olarak geçiştirilmeye çalışıldığının farkındayız, buna izin vermeyeceğiz!” vurgusu yapılan ortak basın açıklamasında,  Büyüknohutçu’nun açmış olduğu davalara müdahil olunacağının da altı çizilerek ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Ali ve Aysin’in öldürülmesine varan süreçteki tüm olaylar, bunun gelişigüzel bir suç olmadığına işaret etmektedir.  Gün gibi ortadaki şaibe aydınlatılana kadar, tüm suçlular cezalarını bulana kadar bu davanın peşini bırakmayacağız!

‘BÜYÜKNOHUTÇU’NUN MÜCADELESİNE DEVAM EDECEĞİZ’

Son olarak, dostlarımızın Finike’nin eşsiz sedir ormanlarını savunmak için verdikleri mücadelenin hepimizin mücadelesi olduğunun altını çiziyoruz. Yaşam savunucuları olarak, Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’nun açtığı yolda bölgedeki mermer ve taş ocaklarına karşı davalarının takipçisi olacağız, bir arada mücadeleye devam edeceğiz. Ne Finike’yi talan projelerine bırakacağız ne kadim Anadolu’yu. 

DOĞA VE YAŞAMI SAVUNANLAR İSTANBULDA AÇIKLAMA YAPTI.jpg

‘TÜM BASKILARA KARŞI BİR ARADAYIZ, VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Doğaya, canlarımıza kıyan bu çürümüş düzene karşı buradayız. Tüm baskı ve yıldırmalara karşı bir aradayız, bir arada yaşam için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Onun düşmanlarına karşı ümidi, akarsuyu, meyve çağında ağacı savunmaya devam edeceğiz. Bu inadımız, bu dirayetimiz de etrafımıza karanlıklar örmeye çalışanlara dert olsun, vazgeçmeyeceğiz!”

 

 

Ümmühan anne 6 aydır evine giremiyor!

Tek bir iğnesini bile almadan hastaneye gitmek için ayrıldığı evi hukuksuz biçimde barajın sularına gömülen 76 yaşındaki Ümmühan Uysal, 6 aydır yaşam mücadelesi veriyor…

Yusuf Yavuz

Türkiye Anneler Gününü kutlarken, evi tüm eşyalarıyla birlikte hukuksuz biçimde köyünde kurulan barajın sularına gömülen 76 yaşındaki Ümmühan Uysal 6 aydır adeta tecrit hayatı yaşıyor. Isparta’nın Sütçüler ilçesinde, Yukarı Köprüçay Havzası’nda inşa edilen Kasımlar Barajı ve HES projesinde enerji üretimine başlandı. Ancak Darıbükü köyündeki evinden hasteneye gittiği gün mahkeme kararı olmadan ve tek bir iğnesini bile almadan evi barajın sularına gömülen Ümmühan Uysal, 27 Kasım 2016 tarihinden bu yana Isparta ve Antalya’daki çocuklarının yanında yaşam mücadelesi veriyor. Baraj yüzünden mağdur edilen yaşlı kadın, yalnızca üzerindeki giysisiyle çıktığı evinin hiç gözünün önünden gitmediğini belirterek, “Hangi birini sayayım, elimle dokuduğum kilimlerim, yemeğimi, çayımı pişirdiğim ocağım, odanın duvarında asılı olan fotoğraflar; hiç biri aklımdan çıkmıyor” diye konuştu.

ACELE KAMULAŞTIRMA KARARI KÖYLÜLERİ MAĞDUR ETTİ

Yukarı Köprüçay Havzası’nın kaşbi konumundaki Darıbükü köyü, köyün ortasından akan Köprüçay Nehri üzerinde inşa edilen Kasımlar Barajı ve HES projesinin suları altında kaldı. HES projesinden etkilenecek olan köylülerin ev ve arazileri için Bakanlar Kurulu tarafından 6 köyü kapsayan ‘Acele Kamulaştırma’ kararı alındı. Ancak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yürütülmesi gereken kamulaştırma işlemlerinin, yüklenici firma tarafından ve  ‘doğrudan satın alma’ yoluyla gerçekleştirilmesi bölgede büyük mağduriyetlerin doğmasına yol açtı.

ÜMMÜHAN UYSAL’IN ADALET ARAYIŞI ZULME DÖNDÜ

Mağdur köylülerden biri olan ve Darıbükü köyündeki evinde yalnız yaşayan 76 yaşındaki Ümmühan Uysal, kamulaştırma uygulamasına karşı Nisan 2016’da iptal davası açtı. Ancak yargı süreci devam ederken Mayıs 2016’da DSİ gözetiminde su tutma işlemi başlayan baraj projesinin suları hızla yükselmeye başladı ve yaşlı kadının evinin merdivenine kadar dayandı.

ümmühan ninenin evi Kasım 2016da suya gömüldü.jpg

HASTANEYE GİTMEK İÇİN AYRILDIĞI EVİ BARAJIN SULARINA GÖMÜLDÜ

Yargı süreci sonuçlanıncaya kadar evinden çıkmak istemeyen Ümmühan Uysal, 27 Kasım 2016 günü tedavisi için oğlu Hasan Uysal ile birlikte Darıbükü köyündeki evinden ayrılarak Isparta’ya gittiği gün barajın suları yaşlı kadının evini tüm eşyalarıyla birlikte yuttu. Evinden tek bir iğnesini bile alamadan, sadece üzerindeki kıyafetiyle ayrılan Ümmühan Uysal’ın kefenliği de içinde bulunan ve ölümünde hizmet eden kadınlara verilmek üzere sakladığı 300 lira parayla birlikte suya gömüldü.

Ümmühan Uysal'ın evi tüm eşyalarıyla birlikte suya gömüldü (1).jpg

ŞİKAYETLER SONUÇSUZ KALDI

Eşiyle birlikte elleriyle inşa ettiği ve içinde 6 çocuğunu büyüttüğü yaşam alanı akıl almaz bir zorbalıkla sulara gömülen Ümmühan Uysal’ın oğlu Hasan Uysal’ın yetkililere yaptığı tüm başvurular sonuçsuz kaldı. Evlerinden uzaktayken barajın suları yükselince Jandarmaya haber vererek durumu bildiren Hasan Uysal’ın Savcılığa yaptığı şikayet ise henüz sonuçlanmadı.

ümmühan nine HES şirketinin zulmüne uğradı.jpg

EN SON 16 NİSAN’DA GİTTİĞİ KÖYÜNDE BİR KEZ DAHA YIKILDI

27 Kasım 2016 tarihinden bu yana yaklaşık 6 aydır evinden, anılarından ve çok sevdiği köyünden uzakta yaşama savaşı veren Ümmühan Uysal, en son 16 Nisan tarihinde gerçekleşen referandumda oyunu kullanmak için gittiği köyünde gördüğü manzara karşısında bir kez daha yıkıldı.

Ümmühan Ninenin evi 6 aydır barajın suları altında.JPG

HASAN UYSAL: ‘ANNEM UYKUSUNDA EVİNİ SAYIKLIYOR’

Köyün yukarısından açılan yoldan geçmişte nehir kıyısında bulunan evinin tamamen baraj gölünün içinde kaldığını gören annesinin büyük bir ruhsal yıkım yaşadığını anlatan Hasan Uysal, “Tüm geçmişinin izlerinin silindiğini görünce annem dayanamadı. Doğup büyüdüğü ve çok sevdiği köyünde artık onun yaşayabileceği bir evi yok. Annemiz bizim başımızın tacıdır elbette ama o kentin betonları arasında, tanımadığı komşularının arasında değil, köyünde, elleriyle inşa ettiği evinde mutluydu. Bugün Anneler Günü, ben annemin karşısında ona her baktığımda eriyorum. O her zamanki vakur tavrını hiç bozmuyor ama geceleri uykusunda hep köyünü, evini sayıklıyor. ‘Patatesi çapaladın mı, fasulyeyi ektin mi?’ diye sayıklıyor. Kedisini, köpeğini, ineğini eşeğini sayıklıyor” dedi.

ümmühan nine.JPG

‘ADALETE OLAN İNANCIMIZI YİTİRMEDİK’

Yaşlı ve yalnız yaşayan bir kadının ömrünü istediği gibi huzur içinde tamamlamasına izin vermediler” ifadelerini kullanan Hasan Uysal, “Anneme ve bizlere bu zulmü yaşatanlar tarih ve kamu vicdanında hak ettiği yeri alacaklar. Ancak biz bu haksızlığa neden olanların hukuk çerçevesinde de yargılanması için mücadelemizden vaz geçmeyeceğiz. Adalete olan inancımızı yitirmedik. Bir gün bu haksızlıkların son bulacağına inanıyoruz” diye konuştu.

IMG_4799.JPG

ÜMMÜHAN UYSAL:  ‘HİÇ BİRİ AKLIMDAN ÇIKMIYOR’

Yalnızca üzerindeki giysisiyle çıktığı evinin hiç gözünün önünden gitmediğini anlatan Ümmühan Uysal ise, “Hangi birini sayayım, elimle dokuduğum kilimlerim, yemeğimi, çayımı pişirdiğim ocağım, odanın duvarında asılı olan fotoğraflar; hiç biri aklımdan çıkmıyor” dedi.

ümmühan nine antalya ve ısparta'da çocuklarının yanında yaşıyor.JPG

(Evi hukuksuz biçimde barajın suları altında bırakılan Ümmühan Uysal Antalya ve Isparta’daki çocuklarının yanında yaşıyor ve bir gün köyüne dönebileceği inancını koruyor)

Darıbükü köyü barajdan önce (2).JPG

(Baraj inşaatı başlamadan önce Darıbükü köyü, Ağustos 2011)

Darıbükü köyü barajdan sonra.JPG

(Baraj inşa edildikten sonra sular altında kalan Darıbükü köyü, Nisan 2017)

 

 

 

 

 

 

 

 

Anneler Gününde oğlunu toprağa verdi!

Vahşi bir cinayetle Antalya Finike’deki dağ evlerinde evlerinde öldürülen Büyüknohutçu çiftinin cenazeleri bugün toprağa verildi. 85 yaşındaki anne Fethiye Büyüknohutçu, tekerlekli sandalye ile geldiği cenazede, Anneler Günü arifesinde 61 yaşındaki oğlu ve gelinini toprağa vermenin acısını yaşadı…

Yusuf Yavuz

Antalya’nın Finike ilçesinde yaşadıkları dağ evinde 3 gün önce vahşi bir cinayet sonucu öldürülen Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin cenazeleri bugün Antalya’da yüzlerce kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Muratpaşa Camiinde kılınan cenaze namazının ardından Andızlı mezarlığına defnedilen Büyüknohutçu çiftinin kızı Emine Büyüknohutçu, defin işleminin ardından yaptığı basın açıklamasında, anne ve babalarının tarımı ve doğal yaşamı yıkıma uğratan taş ocaklarına karşı verdikleri mücadeleden dolayı hedef haline gelmiş olabileceklerinin düşünüldüğüne dikkat çekerek, “Ulaştıkları önemli hukuki zaferlerin ve yeni mücadelelere hazırlanıyor olmalarının birilerini tedirgin ettiği kanısındayız. Her ne kadar cinayetin faili yakalanmış ve suçunu itiraf etmiş olsa da, bu katliamın karanlık noktalarının henüz açığa çıkarılmamış olduğu kanısındayız” dedi.

Finike Kızılcık Yaylası’ndaki dağ evlerinde üç gün önce öldürülen yaşam savunucusu Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin cenazeleri bugün Antalya’da toprağa verildi. Yüzlerce  kişinin hazır bulunduğu cenaze törenine, Büyüknohutçu çiftinin kızları Elif ve Emine Büyüknohutçu, akrabaları ve mücadele arkadaşlarıyla çeşitli siyasi partilerin temsilcileri, milletvekilleri ve belediye başkanları katıldı.

1.JPG

SEDİRLERİ KORURKEN ÖLDÜLER, SERVİLERİN ALTINA GÖMÜLDÜLER

Tarihi Muratpaşa Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Büyüknohutçu çiftinin tabutları omuzlarda taşınarak Andızlı Mezarlığına götürüldü. Yol boyunca Büyüknohutçu çiftinin katledilmesi alkışlarla protesto edildi. Finike Alacadağ’da sedir ormanlarını korumak için mücadele veren Büyüknohutçu çiftinin cenazeleri, mezarlığa da adını veren andız (servi) ağaçlarının altında yan yana toprağa verildi.

10.JPG

ANNELER GÜNÜ ARİFESİNDE OĞLU VE GELİNİNİ TOPRAĞA VERDİ

Yakınları ve sevenleri Büyüknohutçu çiftinin mezarlarının üzeri karanfillerle donatıldı. Cenaze törenine tekerlekli sandalye ile gelen Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun annesi 85 yaşındaki Fethiye Büyüknohutçu, güçlükle ayakta durabildiği için oğlu ve gelininin toprağa verilişini uzaktan izlemek zorunda kaldı. Yakınlarının güçlükle sakinleştirdiği anne Fethiye Büyüknohutçu, anneler günü arifesinde oğlu ve gelinini toprağa vermenin acısını yaşadı. Oğlu ve gelini için dualar okuyan anne Fethiye Büyüknohutçu, zaman zaman gözyaşlarına boğuldu.

85 yaşındaki Fethiye Büyüknophutçu oğlunun cenazesine tekerlekli sandalye ile geldi.JPG

(85 yaşındaki Fethiye Büyüknohutçu, Anneler Günü arifesinde 61 yaşındaki oğlu ve gelinini toprağa vermenin acısını yaşadı…)

EMİNE BÜYÜKNOHUTÇU: ‘KAYBIMIZ BÜYÜK, ACIMIZ TARİFSİZ’

Cenazelerin toprağa verilmesinin ardından aile adına bir basın açıklaması yapan öldürülen çiftin kızları Emine Büyüknohutçu, anne ve babalarının kendileri için her zaman iyi birer ebeveyn olduklarını belirterek, “Annemiz Aysin ile babamız Ali Ulvi Büyüknohutçu’yu 10 Mayıs’ta Finike Kızılcık Yaylası’ndaki evlerinde korkunç bir cinayete kurban verdik. Kaybımız çok büyük, acımız tarifsiz” dedi.

öldürülen çiftin kızları  emine büyüknohutçu basın açıklaması.JPG

‘VERDİKLERİ MÜCADELE HEDEF HALİNE GETİRMİŞ OLABİLİR’

Ailesinin, doğayı seven yaşam savunucuları ve çevre mücadelecileri olarak tanındığını dile getiren Emine Büyüknohutçu, “Anne ve babamızın tarımı ve doğal yaşamı yıkıma uğratan taş ocaklarına karşı verdikleri mücadelenin onları hedef haline getirmiş olabileceğini düşünüyoruz. Ulaştıkları önemli hukuk zaferleri ve yeni mücadelelere hazırlanıyor olmalarının birilerini tedirgin ettiği kanısındayız. Geçmişte çeşitli şekilde tehdit edilmeleri kısa süre öncede evlerinin hemen yanında gerçekleşen yangındaki kundaklama şüphesi Türkiye’nin dört bir yanındaki yaşam savunucuları, doğayı katleden şirketlerin, çalışanları ve destekçileri tarafından çeşitli tehdit ve şiddete maruz kaldığı için endişelerimizin yersiz olmadığını göstermektedir” ifadelerini kullandı.

15.JPG

‘AZMETTİRİCİLER VARSA ORTAYA ÇIKARILSIN’

Bizler, Aysin-Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun ailesi, sevenleri ve yaşam savunucusu dostları olarak, bu cinayetin derinlemesine soruşturulmasını, varsa azmettiricilerin ortaya çıkarılmasını talep ediyoruz” diye Emine Büyüknohutçu, akıllardaki soru işaretleri tamamen ortadan kalkana ve kamu vicdanı rahatlayana kadar bu davanın peşini bırakmayacaklarının da al6.JPGtını çizerek, “Onların bu mücadelesi de yolumuza ışık tutacak. Biz çocukları ve sevenleri olarak ailemize yapılan saldırı dışında, babamızın başlattığı doğaya karşı yapılan saldırılara karşı davalarında takipçisi olacağız” diye konuştu.

7.JPG

ANTALYA BÜYÜKNOHUTÇU ÇİFTİ İÇİN TEK YÜREK OLDU

Yaşam alanlarına yönelik tehditlere karşı yurttaşlık bilinci içerisinde örnek bir mücadele yürüten Büyüknohutçu çiftinin cenaze namazına CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger’in yanısıra, CHP Antalya milletvekilleri Mustafa Akaydın, Niyazi Nefi Kara ve Devrim Kök ile Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya Barosu yönetimi, Antalya Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Hasan Subaşı katıldı.

2.JPG

YAŞAM SAVUNUCULARI ‘ALİ BABA’YI SON YOLCULUĞA UĞURLADI

Meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yanısıra, Alakır Nehri Kardeşliği, Köprüçay Kardeşliği, Phaselis İnisiyatifi’nin yanısıra bölgede HES ve taş ocaklarına karşı direniş gösteren Ahmetler ve Gökbük köylerinden de cenazeye katılım oldu.

8.JPG

OBRUKTA BÜYÜKNOHUTÇU’YA AİT EŞYALAR BULUNDU

Cinayetle ilgili soruşturmayı yürüten Finike Cumhuriyet Savcılığı, Büyüknohutçu çiftinin öldürüldüğü evin yakınlarında bulunan obrukta arama yaptırdı. Jandarma gözetiminde ve alanında uzman arama kurtarma ekiplerince, cinayeti üstlenen Ali Yamuç’un gösterdiği obrukta yapılan aramada, Ali Ulvi Büyüknohutçu’ya ait laptop, çanta, cüzdan ve kimi özel eşyaların bulunduğu, cinayette kullanılan av tüfeğinin ise henüz bulunamadığı kaydediliyor.

3.JPG

4.JPG

5.JPG

9.JPG

10.JPG

11.JPG

12.JPG

13.JPG

16.JPG

85 yaşındaki Fethiye Büyüknophutçu oğlunun cenazesine tekerlekli sandalye ile geldi.JPG

fethiye büyüknohutçu.JPG

 

 

 

 

 

 

 

Öldürülen çift aslında neyin savaşını veriyordu?

Öldürülen çift aslında neyin savaşını veriyordu?

Yusuf Yavuz

Büyüknohutçu ailesinin katledilmesi, devlete karşı kıt kanaat olanaklarıyla dişini tırnağına takıp ormanını, suyunu, toprağını korumaya çalışan insanlara yönelik bir tehdit olarak görülüyor. Devletin tüm kurumlarıyla gerekeni yapıp bu kara lekeyi temizlemek gibi bir sorumluluğu vardır. Çünkü devletin en tepesindeki siyasilerden başlayıp, onların gazıyla galeyana gelen bir güruh, Ali Ulvi Büyüknohutçu gibi yaşamı savunan insanları kolaylıkla Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen vatan haini, dış güçlerin maşası gibi aşağılık bir dille ve cahilce suçlayabiliyorlar. Aksi halde dağlarında eşkıya gibi rantçıların dolaştığı bir ülkede o dağları koruyacak kimse kalmayacak.

Antalya’nın Finike ilçesi Kızılcık Yaylası’ndaki dağ evlerinde yaşayan Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çifti iki gün önce evlerinde av tüfeği ile vurularak vahşice öldürüldü.

Antalya’yı yasa boğan cinayetin ardından aileyi yakından tanıyan herkesin aklına gelen ilk soru, cinayetin arkasında kimin olduğuydu…

Olay yerine gelen jandarma ve Savcının yürüttüğü soruşturma kapsamında, son günlerde Büyüknohutçu çiftinin evinin çevresinde görülmeye başlayan 31 yaşında Ali Yamuç şüpheli olarak gözaltına alındı. Yamuç, ilk ifadesinde cinayeti kendisinin işlediğini itiraf etti. İddiaya göre işsiz olduğunu ve bu cinayeti para için işlediğini anlattı…

ali ulvi büyüknohut.jpg

Büyüknohutçu’nun avukatı ile yaptığımız görüşmede, olayla ilgili tüm ayrıntıların soruşturmayı yürüten ilgililere aktarıldığı, soruşturmanın derinleştirilmesi için talepte bulunduklarını öğrendik…

Şimdilik tüyler ürpertici bu vahşi cinayetin nedeniyle ilgili bildiklerimiz, şüpheli Ali Yamuç’un iddialarıyla sınırlı. Ancak olayın ayrıntılarını ve arkasında başka bir azmettiricinin olup olmadığını adli makamların açıklamalarının ardından hep birlikte sabır ve metanetle bekleyip öğreneceğiz.

ali ulvi bnohutçu.jpg

Ancak çok yönlü bir yurtsever olan ve siyaseten çevreye, tüketici sorunlarından barınma hakkına kadar pek çok alanda verdiği mücadele ile tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu ile eşinin öldürüldüğü Alacadağ’a biraz daha yakından bakmakta yarar var…

Emeklilik günlerini Alacadağ’daki evinde ve bahçesinde üreterek geçirmek isteyen Büyüknohutçu, burada bir çok insanın hayali olan bir hayat kurdu. Sebzeden yumurtaya, baldan salçaya, makarnadan ekmeğe ihtiyaçları olan her şeyi kendileri üretiyor, fazlasıyla da tanıdıklarının ihtiyaçlarını karşılıyorlardı.

aysim büyüknohutçu.jpg

Ancak yıllar önce Büyüknohutçu ailesinin cenneti yavaş yavaş mermer tozuna bulanmaya başladı. Dünyada çok az sayıda kalan ve Antalya’nın bu bölgesinde yoğunlaşan sedir ağacı toplulukları ve diğer nadir orman ağacı türlerini kapsayan Alacadağ’ın 427 hektarlık bir bölümü 1990 yılında ‘Tabiatı Koruma Alanı’ olarak koruma altına alınmıştı.

alacadağ tabiatı koruma alanı (kırmızı alan) ve mermer ocakları.png

Bölgede 2000’li yılların ortalarından itibaren ardı ardına açılmaya başlayan mermer ve taş ocakları, hem sedir topluluklarının bulunduğu Alacadağ Tabiatı Koruma Alanı’nın sınırına dayandı hem de Büyüknohutçu ailesinin de yaşadığı bölgeyi tehdit etmeye başladı.

ali ulvi büyüknohutçu (solda) vahşi doğa katliamına karşı duran adam eylemi yapmıştı.jpg

Nadir orman ağacı türleri ve anıtsal ağaçlarıyla gözümüz gibi korumamız gereken bu bölgedeki mermerci kıyımına yürek dayanacak gibi değildi. Finike’nin o ünlü portakalının yetiştiği ovayı çevreleyen yamaçlarda onlarca kilometre uzaktan bile görünen dev yaralar açılmaya başladı.

Finike portakalının mermer ocaklarına karşı varolma mücadelesini defalarca haberleştirdik: (http://www.atlasdergisi.com/gundem/finike-portakali-tasa-karsi.html)

(http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/muhtarin-tas-ocagi-isyani-mermer-icin-ormani-kestiler-oylece-birakip-gittiler-haberi)

(http://www.ulusalkanal.com.tr/yurt/rant-icin-tarih-ve-inancimiz-hancerleniyor-h21742.html)

FİNİKE ALACADAĞ'DA ÇOK SAYIDA MERMER OCAĞI ÇALIŞIYOR.jpg

İşte Kızılcık Yaylasında bir tetikçi tarafından eşiyle birlikte vahşice katledilen Ali Ulvi Büyüknohutçu, devletin korumadığı bir milli servet olan sedir ve çam ormanlarını, portakal ve nar bahçelerini, dereleri ve su kaynaklarının korunması için gecesini gündüzüne katıp cesurca bir mücadele yürütüyordu.

8.jpg

Yasalara aykırı biçimde ve denetimden uzak çalışan mermer ocaklarına karşı açtığı davaları kazanıyor, kimi usulsüz çalışan ocakların izinleri iptal ediliyordu. Daha yakın zaman önce o ocaklardan birinin işletmecisi, Büyüknohutçu’ya 100 bin liralık manevi tazminat davası açmıştı.

7.jpg

Yakın zaman önce dostlarına bölgenin ünlü yaylalarından biri olan Ördübek’te bir mermer ocağı açılmak istendiğini, bununla ilgili yetkililerle görüşmek istediğini anlatmıştı…

4.jpg

Kısacası onlarca mermer ocağının ablukası altındaki dağları, ormanları korumak için büyük bir savaş veren Ali Ulvi Büyüknohutçu, adi bir cinayetin kurbanı oldu. Tıpkı korumak için çırpındığı o ulu ağaçlar gibi vahşice öldürüldü.

2.jpg

Yarın tüm sevenleriyle birlikte onu ebediyete uğurlayacağız. Ancak bu adi cinayetin tüm ayrıntıları çözülene ve sorumları hak ettiği cezayı alana kadar gözümüzü kırpmadan nöbette olacağız.

3.jpg

Büyüknohutçu ailesinin katledilmesi, devlete karşı kıt kanaat olanaklarıyla dişini tırnağına takıp ormanını, suyunu, toprağını korumaya çalışan insanlara yönelik bir tehdit olarak görülüyor. Devletin tüm kurumlarıyla gerekeni yapıp bu kara lekeyi temizlemek gibi bir sorumluluğu vardır.

429453_10150620028952092_2134639505_n.jpg

Çünkü devletin en tepesindeki siyasilerden başlayıp, onların gazıyla galeyana gelen bir güruh, Ali Ulvi Büyüknohutçu gibi yaşamı savunan insanları kolaylıkla Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen vatan haini, dış güçlerin maşası gibi aşağılık bir dille ve cahilce suçlayabiliyorlar. Ancak bürokratik oligarşinin çöreklendiği masa başından ve kentlerin kısır gündeminin arasından görünmeyen arazideki yıkımın ulaştığı boyut dehşet vericidir.

ali ulvi büyüknohutçu.JPG

Bugün yaşam alanlarını korumak için çırpınan insanların dilinde dolanan bir söz durumu özetlemeye yetiyor: “Eskiden devlet ormanı vatandaştan korurdu. Şimdi aramızda para toplayıp ormanı devletten korumak için uğraşıyoruz!”

Ağır OHAL koşullarında acısını içine gömen insanların ülkesi haline getirilen Türkiye’de, bu ülkeyi çıkarsızca seven yaşam savunucularının hiç olmadığı kadar yan yana gelmeye, devletin de yıkıma karşı tepkisini dile getiren insanlara karşı sükunetle dinlemeye ve gereğini yapmaya ihtiyacı var.

Aksi halde dağlarında eşkıya gibi rantçıların dolaştığı bir ülkede o dağları koruyacak kimse kalmayacak.

 

 

 

 

 

 

 

Doğudaki Türkmen mührünü böyle söktüler!

 

Üzerinde ‘Allah-Muhammed-Ali’ yazılı olan Hasankeyf’teki 650 yıllık Zeynel Bey türbesi kesilerek 2 kilometre öteye taşınıyor…

Yusuf Yavuz

Batman’ın Hasankeyf ilçesinde bulunan 650 yıllık Zeynel Bey Kümbeti, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir projeyle kesilerek 2 kilometre ötede kurulan kültürel park alanına taşınıyor. Limak Holding tarafından bölgede yapılan Ilısu Barajı’nın suları altında kalacak olan 10 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf, TOKİ tarafından inşa edilen yeni yerleşim yerine taşınacak. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’nin tarihi bir ana tanıklık ettiğini belirterek, “Bakanlık olarak İlk defa uygulanacak proje İle 1.100 tonluk tarihi Zeynel Bey Türbesini yeni yerine taşıyoruz” dedi.

İHALE CENGİZ’İN DE İÇİNDE OLDUĞU KONSORSİYUMA VERİLDİ

Dicle Nehri üzerinde Limak Holding tarafından inşa edilen Ilısu Barajı, 10 bin yıllık Hasankeyf ilçesini de su altında bırakacak. Yıllardır süren hukuk mücadelesi ve yargı kararlarına karşın yapımına devam edilen Ilısu Barajı’nın inşası Cengiz Holding’in de içinde bulunduğu bir konsorsiyuma verilmişti.

HASANKEYF ILISU BARAJININ SULARINA GÖMÜLECEK.jpg

YABANCI KURULUŞLARDAN FİNANS SAĞLANDI

2013 yılında tamamlanarak hizmete açılması planlanan barajın inşası için Avusturya merkezli Vatech Finans kuruluşu başta olmak üzere çeşitli dış kaynaklardan finans sağlandı. İsviçre’den mühendislik ve teknik destek sağlanması gündeme gelen proje için DSİ verilerine göre yaklaşık 1 milyar 200 milyon Avro dış kaynak kullanıldı. Kimi sivil toplum örgütlerinin ve tepkileri üzerine bazı finans kuruluşları geri adım attı. Ancak 10 bin yıllık bir geçmişi olan ve çok sayıda tarihi eseri barındıran Hasankeyf’i su altında bırakacak olan Ilısu Barajı’nın inşası açılan davalar, yargı iptalleri ve tüm tepkilere rağmen sürdü.

HASANKEYF ÇOK KATMANLI TARİHİ OLAN BİR KENT.jpg

1O BİN YILLIK KENT, TOKİ’NİN YAPTIĞI ALANA TAŞINIYOR

Su altında kalacak olan Hasankefy için TOKİ tarafından inşa edilen yeni yerleşimde sona gelindi. Barajın yutacağı onlarca tarihi eserden biri olan Akkoyunlu hükümdarı Uuzn Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’in türbesi, bugün sabah saatlerinde başlayan taşıma işlemi ile yaklaşık iki kilometre mesafedeki kültürel park alanına taşınıyor.

ZEYNEL BEY TÜRBESİ KÜLTÜREL PARK ALANINA YERLEŞTİRİLECEK.jpg

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında inşa edilen Ilısu Barajı’nın sularına gömülecek olan tarihi Hasankeyf’te bulunan kültür varlıkları, yeni oluşturulan kültürel parkta sergilenecek.

BAKAN EROĞLU: ‘ZEYNEL BEY TÜRBESİNİ 2 K.M TAŞIYACAĞIZ’

Zeynel Bey Kümbetinin taşınması projesiyle bir ilki gerçekleştirdiklerini dile getiren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Ilısu Barajı’nı inşa ettiğimiz bölgede arkeolojik kazı çalışmaları yaparak tarihi değerlerimizi tespit ettik ve bunların korunması için projeler geliştirdik. Şimdi taşıma projesi ülkemizin prestij projelerden biri olacak. Proje ile Zeynel Bey Türbesi’ni 2 km kadar taşıyacağız. Yine bölgede tarihi değere sahip olan camii, külliye ve han gibi yapıları da korumak için gerekli projeleri hızla hayata geçireceğiz” diye konuştu.

17.jpg

TÜRBESİ SÖKÜLEREK TAŞINAN ZEYNEL BEY KİMDİ

14. ve 16. yüzyıllar arasında Anadolu’nun doğusunda hüküm süren bir Türkmen devleti olan Akkoyunlular’ın, Oğuzları Bayındır boyuna mensup olduğu biliniyor. Azerbaycan’dan Fırat’a Kafkaslar’dan Umman Körfezi’ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada hüküm süren Akkoyunlular, Osmanlı’nın doğuya doğru genişleme politikası önünde engel olarak görülüyordu. Önce Diyarbakır’ı, ardından da Tebrizi başkent yapan ve Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli etkisi olan Akkoyunluların Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bıraktığı çok sayıda kültür mirası bulunuyor.

ZEYNEL BEY TÜRBESİ BİR KÜLLİYENİN İÇİNDE YER ALIYORDU.jpg

OTLUKBELİ SAVAŞINDA ŞEHİT DÜŞTÜ

Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan ile Osmanlı imparatoru Fatih Sultan Mehmet arasındaki Otlukbeli Savaşı, 11 Ağustos 1473’te Erzincan’ın Tercan ilçesi yakınındaki Otlukbeli’nde gerçekleşti. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu olan Zeynel Bey adına Hasankeyf’te yapılan kümbetin kuzey kapısında bulunan kitabede, anıt mezarın Otlukbeli Savaşı’nda şehit düşen Zeynel Bey için yapıldığı belirtiliyor.

HASANKEYFTEKİ ZEYNEL BEY TÜRBESİ  İLÇEDEKİ TEK AKKOYUNLU ESERİ.jpg

GÖVDESİNDE ‘ALLAH-MUHAMMED-ALİ’ YAZILARI VAR

Tavanı kubbe şeklinde olup konik bir külahla örtülü olan kümbetin gövdesinde, çinilerle yazılan, “Allah-Muhammed-Ali” yazıları bulunuyor. Hasankeyf’te Akkoyunlulardan kalan tek kültür mirası olan Zeynel Bey Kümbeti’nin mimarının ise Pir Hasan adında bir usta olduğu belirtiliyor.

ZEYNEL BEY TÜRBESİ İÇİN HAZIRLANAN TAŞIMA PROJESİ:

https://www.youtube.com/watch?v=YH6yyY-TmJs

BUGÜN BAŞLATILAN ÇALIŞMALAR:

https://www.youtube.com/watch?v=9ayeZk_TyOc

1.jpg

5.jpg

15.jpg

14.jpgZEYNEL BEY TÜRBESİ KÜLTÜREL PARK ALANINA YERLEŞTİRİLECEK.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Vahşi cinayette ilk gözaltı

Antalya Finike’de yayla evinde öldürülen yaşam savunucusu Büyüknohutçu çiftinin şüpheli ölümüyle ilgili bir kişi gözaltına alındı. Şüpheli Ali Yumaç, ilk ifadesinde üstlendiği cinayeti para için işlediğini iddia etti.

Yusuf Yavuz

Antalya’nın Finike ilçesinde önceki gün ortaya çıkan ve yıllardır yürüttüğü çevre mücadelesiyle tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşi Aysim Büyüknohutçu’nun ölümüyle sonuçlanan korkunç cinayetle ilgili yürütülen soruşturmada cinayet zanlısı Ali Yumaç gözaltına alındı. Şüphelinin ilk ifadesinde cinayeti para için işlediğini söylediği öğrenildi. Büyüknohutçu’nun avukatı ise soruşturmanın derinleştirilmesi için Savcılığığa başvuracaklarını kaydetti. Büyüknohutçu’nun, son günlerde evinin çevresinde görülmeye başlanan Ali Yumaç hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlandığı öğrenildi. Antalya’yı sarsan cinayetin bir azmettireni olup olmadığı henüz netlik kazanmazken Büyüknohutçu’yu tanıyanlar olayın bütün yönleriyle değerlendirilmesini bekliyor.

ŞÜPHELİ İLK İFADESİNDE ‘PARA İÇİN ÖLDÜRDÜM’ DEDİ

Finike’ye bağlı Alacadağ Mahalesi, Kızılcık Yaylası’ndaki dağ evinde yaşayan Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşi Aysim Büyüknohutçu’nun vahşice öldürülmesiyle ilgili gözaltına alınan şüpheli Ali Yumaç, önceki gece gözaltına alındı. İlk ifadesinde cinayeti kendisinin işlediğini itiraf eden Yumaç’ın cinayeti para için işlediğini söylediği kaydedildi.

büyüknohutçu çifti finike'deki dağ evinde yaşıyordu.jpg

AV TÜFEĞİ İLE BAŞINDAN VE GÖĞSÜNDEN VURULDU

Yakın mesafeden ateş edilen av tüfeğiyle başından ve göğsünden vurularak öldürüldüğü belirlenen Büyüknohutçu çiftinin cenazeleri otopsi için Antalya Adli Tıp Morguna gönderildi. Yakınlarından aldığımız bilgiye göre ise Büyüknohutçu çiftinin cenazeleri 12 Mayıs Cuma günü öğle saatlerinde Antalya Konyaaltı’ndaki Uncalı mezarlığından defnedilecek.

AV. TUNÇBİLEK: ‘ŞÜPHELİ BİR SÜREDİR BÖLGEDE DOLAŞIYORDU’

Finike’deki mermer ve taş ocaklarının yarattığı doğa tahribatına karşı yürüttüğü mücadele ve açtığı davalarla tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun avukatı İsmail Doğan Tunçbilek, gözaltına alınan kişinin bir süreden beri bölgede dolaştığının belirlendiğini, Büyüknohutçu’nun da bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunmak istediğini söyledi.

ali ulvi büyüknohutçu.JPG

(Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun başından vurularak öldürüldüğü belirlendi)

KATİLİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMAK İSTEMİŞ

Büyüknohutçu’nun bölgede 5 Mayıs’ta çıkan yangını Ali Yumaç’ın çıkardığından şüphelendiğini belirten avukat Tunçbilek, bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunacağını kendisine söylediğini anlattı. Avukat Tunçbilek’in aktardığına göre 5 Mayıs gecesi evin çevresinde çıkan yangını haber veren şüpheli Ali Yumaç, Büyüknohutçu’dan 300 lira istedi ancak Büyüknohutçu 100 lira verdi. Son günlerde evinin çevresinde görülmeye başlayan Yumaç’ın hareketlerinden şüphelenen Büyüknohutçu’nun tedirginliği yangının ardından iyice arttı.

aysim büyüknohutçu.jpg

(Aysim Büyüknohutçu av tüfeğiyle göğsünden vurularak katledildi)

SORUŞTURMANIN DERİNLEŞTİRİLMESİ İSTENİYOR

Şüpheli Ali Yumaç ve mücadele yürüttüğü taş ocaklarından tedirgin olduğunu yakınlarına söyleyen Büyüknohutçu ve eşinin öldürülmesiyle ilgili soruşturmanın derinleştirilmesini istediklerini kaydeden avukat Tunçbilek, olay yerinde hiç kimsenin silah sesi duymamış olmasına da dikkat çekti.

CENAZELER 12 MAYIS’TA ANTALYA’DA DEFNEDİLECEK

Ali Ulvi Büyüknohutçunun çok sevdiği ve sedir ve kızılçam ormanlarını kurtarmak için mücadele ettiği Kızılcık Yaylası’nda gömülmeyi vasiyet ettiği ortaya çıktı. Ancak Büyüknohutçu çiftinin cenazelerinin,12 Mayıs Cuma günü öğle saatlerinde Konyaaltı’ndaki Uncalı Mezarlığı’nda defnedileceği öğrenildi.

ali ulvi büyüknohutçu (solda) vahşi doğa katliamına karşı duran adam eylemi yapmıştı.jpg

(Finike’deki mermer ve taş ocaklarına karşı hukuk mücadelesi veren Büyüknohutçu (solda) Alacadağ’daki sedir ormanlarında vahşi doğa yıkımına neden olan ocaklardan birinin karşısında duran adam eylemi yapmıştı)

Doğa savaşçısı evinde ölü bulundu!

Antalya Finike’de korkunç cinayet: Yayla evinde yaşayan doğa savaşçısı Ali ulvi Büyüknohutçu ve eşi ölü bulundu…

Yusuf Yavuz

Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Alacadağ Mahallesi sınırlarındaki Kızılcık Yaylası’ndaki çiftlik evinde yaşayan ve bölgedeki sedir ormanlarında faaliyet yürüten mermer ve taş ocaklarına karşı açtığı davalarla tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu (61) ve eşi Aysin Büyük Nohutçu (61) önceki gün akşam saatlerinde vahşi bir cinayete kurban gitti. 5 Mayıs günü evlerinin yakınında bir yangın çıkan Büyüknohutçu ailesi, yangının söndürülmesiyle faciadan dönmüştü. Komşuları tarafından evlerinde ölü bulunan çiftin ölüm nedeni hakkında henüz bir açıklama yapılmadı. Olay yerine ulaşan jandarma ve sağlık ekipleri evin etrafını güvenlik çemberine aldı. Nöbetçi savcının incelemesinin ardından Büyüknohutçu çiftinin cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırılacağı kaydedildi.

Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Alacadağ Mahallesi sınırlarındaki Kızılcık Yaylası’nda yaşayan Ali Ulvi Büyüknohutçu, eşi Aysin Büyüknohutçu ile birlikte evlerinde ölü bulundu. Önceki gün çiftlik evlerinin bahçesine sebze fideleri diken çiftten daha sonra haber alamayan yakınlarının talebiyle eve gelen komşuları karı kocanın kıpırtısız yattığını gördü.

büyüknohutçu kızılcık yaylasındaki evinde yaşıyordu.jpg

CİNAYET ŞÜPHESİ ÜSTÜNDE DURULUYOR

Bunun üzerine Kızılcık Yaylası Adala mevkiindeki eve gelen jandarma ve sağlık ekipleri, Büyüknohutçu çiftinin yaşamlarını yitirdiklerini belirledi. İlk belirlemelere göre kanlar içinde bulunan çiftin bir cinayete kurban gittiği belirtiliyor. Olayla ilgili bilgisine başvurduğumuz Büyüknohutçu’nun bir arkadaşı, şüpheli durumlarla ilgili jandarmaya gerekli bilgilerin aktarıldığını söyledi.

sayfa.png

5 GÜN ÖNCE YANMAKTAN KURTULDULAR

Antalya’yı şoke eden cinayetin nedeniyle ilgili gerekli soruşturmanın ardından bir açıklama yapılması beklenirken 5 Mayıs günü Büyüknohutçu ailesinin evlerinin yakınındaki ormanlık alanda bir yangın çıktığı öğrenildi. Ali Ulvi Büyüknohutçu, sosyal medya hesabından gece saat 02:00 sıralarında başlayan yangını, evlerinin sınırında söndürebildikleri bilgisini paylaşmıştı.

safya son paylaşım.png

SİYASİ VE ÇEVRECİ KİMLİĞİ İLE TANINIYORDU

Finike’de sedir ormanları başta olmak üzere büyük bir doğa katliamına neden olan mermer ve taş ocaklarına karşı açtığı davalarla tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu, Türk Kiracılar Derneği (KİRADER) Genel Başkanlığı ve Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Antalya Şube Başkanlığı görevlerini yürütmüştü. 1999 yerel seçimlerinde DSP’den Antalya Kepez Belediye Başkan adayı olan Büyüknohutçu, son olarak Taş Ocaklarıyla Mücadele Platformu Sözcülüğü’nü üstlenmişti.

Büyüknohutçu ailesi dün evlerinin önündeki bahçelerine yazlık sebze fideleri diktiler. Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşım bu oldu.

 

 

Dağlarımız FETÖ’nün işgali altında mı?

FETÖ’den tutuklu iş adamının mermer ocağının bulunduğu alan, üç gündür jandarma gözetiminde…

Yusuf Yavuz

15 Temmuz’da FETÖ örgütünün gerçekleştirdiği darbe girişiminde şehit olanların anısına İstanbul’da yapılması planlanan anıt için kullanılacak mermerin, FETÖ’den tutuklu olan işadamı S. Ç’nin firmasından alındığının ortaya çıkmasına yönelik tepkiler sürerken o firmayla ilgili çarpıcı bir gelişme yaşandı. Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Yeşilyurt köyünde bulunan FETÖ tutuklusu S. Ç’nin ailesine ait ‘Çobanlar Mermer’ firmasının ocağı çevresinde iki gün önce başlayan jandarma ablukası bugün de sürdü.

MERMER OCAKLARINDA GÖRÜLMEMİŞ OPERASYON

Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Yeşilyurt (Sığırlık) köyünde iki gündür görülmemiş bir operasyon yürütülüyor. Onlarca jandarma ve güvenlik güçleri eşliğinde bölgeye gelen ilgili kamu kurumu yetkilileri, iddiaya göre Yeşilyurt köyünde oldukça geniş bir alanda faaliyet yürüten mermer ocakları arasında yaşanan yol kavgası ve rödovans (kiralama) sorununu çözmeye çalışıyor.

Jandarma Isparta Yeşilyurt köyünde bulunan mermer ocağını ablukaya aldı (arşiv).jpg

(Yeşilyurt köyündeki mermer ocağında İki ay önce de jandarma eşliğinde operasyon yapılmıştı. Fotoğraf: Arşiv)

‘OLAY YOL KAVGASI DEĞİL FETÖ’CÜ FİRMA’ İDDİASI

Onlarca jandarma ve güvenlik güçlerinin eşliğinde mermer ocağının bulunduğu alana gelen yetkililer uzun süren görüşmelerin ardından öğleden sonra bölgeden ayrıldı. Konuyla ilgili bilgisine başvurduğumuz yetkililer net bir açıklama yapmaktan kaçınırken, iki firma arasında yaşanan yol tartışması iddiasının durumu açıklamaya yetmediğini söyleyen Mahmut Aksu adlı vatandaş, olayın arkasında FETÖ’cü firmanın alandan çıkarılmak istendiğini öne sürdü.

biri fetöcü olduğu öne sürülen üç firma büyük bir alanda mermer çıkartıyor.jpg

YETKİLİLER NET BİR AÇIKLAMA YAPMADI

İki gün önce başlayan bu sabah saatlerinden itibaren yeniden hızlanan operasyonun ayrıntıları hakkında Isparta Valiliği başta olmak üzere bilgisine başvurduğumuz ilgili kamu kurumları net bir açıklama yapmazken yaşananları merakla izleyen köylüler ise olayı firmaların yol kavgasına bağlıyor.

Geçtiğimiz Şubat ayında yine bölgeye jandarmalar gelmiş ve mermer ocağının bulunduğu alan ablukaya alınmıştı.

FETÖ’CÜ FİRMA MERMER OCAĞINI KİRALADI

Ancak yaklaşık 300 hektarlık alanda faaliyet yürüten mermer ocaklarıyla ilgili yıllardır hukuk mücadelesi yürüten yöre köylülerinden Mahmut Aksu, jandarma eşliğinde yürütülen operasyonla ilgili çarpıcı bir iddiayı gündeme getirdi. Mahmut Aksu’nun iddiasına göre eski adı ‘Sığırlık’ olan Yeşilyurt köyünde mermer ocağı ruhsatı alan Denizli merkezli ‘Özçınar Elektrik ve Madencilik’ firması, ruhsata konu olan işletme sahasının bir bölümünü, Karmersan Mermer A.Ş ve Muğla merkezli Çobanlar Mermer Ltd. Şti. adında iki ayrı firmaya ‘rödovans’ usulüyle kiraladı.

ÇOBANLAR MERMER KİRALAMA BELGESİ.png

15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ ANITININ MERMERİ FETÖ’CÜ FİRMADAN

Özçınar firmasının anlaşma yoluyla mermer ocağını kiraya verdiği Çobanlar Mermer firmasının yöneticisi olan S. Ç., FETÖ kapsamında tutuklanan işadamları arasında bulunuyordu. 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde devletten 33,5 milyon TL teşvik aldığı iddiasıyla gündeme gelen S. Ç.’nin şirketinin, 15 Temmuz şehitleri için İstanbul’da yapılması planlanan anıtın mermerinin de tedarikçisi olduğunun ortaya çıkması tepki çekmişti.

15 temmuz şehitleri anıtının mermeri de çobanlar mermer'den alındığı iddia edildi.jpg

‘FETÖ’CÜ FİRMA ADINI DEĞİŞTİRİP ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYOR’

Isparta’daki mermer ocağında süren operasyonun ayrıntıları hakkında yetkililerden bir açıklama beklenirken, FETÖ’cü mermer şirketi iddiasını ortaya atan Mahmut Aksu, “Olayın iki firma arasındaki yol kavgası olduğu söyleniyor. Eğer bunca jandarmanın buraya gelmesi, devletinin valisinin, jandarma komutanının gelmesi sadece yol içinse ortada bir gariplik var. Sorun yol olsa arazinin her yanında yol açılıp çözülebilir. Burada 2011 yılından bu yana anlatmaya çalıştığımız pislikler şimdi ortaya çıkmaya başladı. Sahibi FETÖ’den tutuklu olan firmanın adını değiştirerek burada faaliyetine devam ettiği iddia ediliyor. Burada yaşanan budur” diye konuştu.

Mahmut Aksu (3).JPG

(Mahmut Aksu, 2011 yılından bu yana bölgedeki mermer ocaklarına karşı hukuk mücadelesi yürütüyor)

Tartışmaların odağındaki mermer ocağı sahasının tarihi kalıntıların bulunduğu alanda yer aldığını da öne süren Aksu, yetkililerin bir an önce konuyla ilgili açıklama yaparak kamuoyunu bu konuda aydınlatmaları gerektiğini de sözlerine ekledi.

mermer ocağı ruhsat sahasının haritası.png

mermer ocağı uydu.jpg

uydu2.jpg3.jpg